atı ile biten kelimeler

3 harfli kelimeler

atı

Düğün bahşişi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. kazmak
(Tarama Sözlüğü)

a. (a:ti:) esk. Gelecek: Ne harabiyim ne harabatiyim / Kökü mazide olan atiyim -Y. K. Beyatlı.
Köken: Arapça ¥t³
(Güncel Türkçe Sözlük )

4 harfli kelimeler

batı

a.
1. Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı: En batıda sarı, iki yüksek tepeli bir dağ. -H. E. Adıvar.
2. Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp.
3. gök b. Güneşin 22 Martta ve 23 Eylülde battığı nokta.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Şimdiki zaman eki (tekil üçüncü şahıs), -yor
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Uzak: O mahalle bize batı, görünmez.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Eylemlerin sonuna eklenerek şimdiki zamanı belirtir: Anamgil gelibatı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Herhangi bir yerde, güneşin 21 Mart ve 23 Eylülde battığı yön. bkz, anayönler.
Köken: İngilizce west
(BSTS / Coğrafya Terimleri Sözlüğü 1980)

22 mart ve 23 eylülde, yani güneş eşlekte iken, gözeriminde güneşin battığı yer.
Köken: İngilizce west
(BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü 1969)

(coğrafya, astronomi)
Köken: Osmanlı Türkçesi garb
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

(batısal) (coğrafya)
Köken: Osmanlı Türkçesi garbî
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Güneşin battığı yer.
(Tarama Sözlüğü1963)

öz. a.
1. Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp.
2. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika: Onun için Batı'da bunlara birer fonksiyon buluyorlar. -B. Felek.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Cinsiyet: ErkekGüneşin battığı yön.Cinsiyet: KızGüneşin battığı yön.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

Köken: İngilizceWest Alm.Westen Köken: FransızcaOccident
(Uluslararası İlişkiler Terimleri Kılavuzu )

sf. (bati:) esk. Yavaş, ağır.
Köken: Arapça baµ³
(Güncel Türkçe Sözlük )

Ördek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

catı

Hayvan kılından yapılan sicim. (Bölükbaşı *Selim -Kars)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

a.
1. Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü: Sık ağaçlar arasında yalnız üst katının çatısı görünen kırmızı aşı boyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı. -Ö. Seyfettin.
2. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü.
3. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer.
4. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu.
5. mec. Barınılan, sığınılan yer.
6. mec. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik.
7. db. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi.
8. ed. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu: Halit Ziya Uşaklıgil'in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, Reşat Nuri Güntekin'in romanlarındaki sağlam çatıyı onunkilerde bulamazdınız. -H. Taner.
9. mim. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Squelette
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: Fransızca Toit
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

İp, urgan, kordon.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bacak arası.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ara duvarı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kulpsuz yoğurt küleği, tahta kova.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Birbirine tutturulan kereste.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Baca.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Büyük kıl çuval.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İnce ince örülerek birbirine bağlanmış saç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İki ucunda su taşınan çengelli sopa.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Köken: İngilizce skeleton
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Özne ve nesne bakımından bir fiilin niteliği. Öznesiz kullanılan bir fiil için "Çatısı öznesiz" nesnesiz kullanılmıyan bir fiil için aldığı nesnenin haline göre "Çatısı -i nesneli, e nesneli... bir fiil" denir. bk. Fiil.
Köken: Osmanlı Türkçesi bina
(BSTS / Dilbilim Terimleri Sözlüğü 1949)

Bir aygıt ya da düzeneği taşıyan, genellikle metal yapı.
Köken: İngilizce chassis
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

(Mimarlık)
1. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. a. bk. mahya, baba, mertek, altgergi.
2. Büyük otellerin çatı katındaki eğlence ve oturma yeri.
Köken: İngilizce roof
(BSTS / Güzel Sanatlar Terimleri Sözlüğü 1968)

Fiil kök veya gövdesinin, sözlük anlamında herhangi bir değişikliğe uğramadan fiilden fiil yapan belirli bazı eklerle genişletilerek cümledeki özne ve nesne ile olan bağlantısında uğradığı durum değişikliği; fiilin anlam değişikliği göstermeyen, ancak özne ve nesneye hükmeden şekil değişikliği. || Çatılar, türlerine, aldıkları eklere ve işlevlerine göre kendi içlerinde etken çatı (yalın çatı), edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı, ettirgen çatı diye sınıflandırılır. Bunlara bk.
Köken: İngilizce voice
(BSTS / Gramer Terimleri Sözlüğü 2003)

(…)
Köken: İngilizce frame
(BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 2000)

(biyoloji)
Köken: Osmanlı Türkçesi irtifak
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Özel otolar için yapılmış dokuz parça borunun, birbirine bağlanmasıyla kurulan çifteker gövdesi. Çatı yüksekliğini gösteren numaralar binenin boyuna göre değişir: 51-53 küçük, 55-57 orta, 59-61 ise büyük boylardır.
Köken: Fransızca cadre
(BSTS / Çiftteker Terimleri Sözlüğü 1970)

Bir iş, eylem ya da uygulamanın kuramsal ve denenceli çerçevesi, bk. kuram.
Köken: İngilizce framework
(BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981)

Taslak durumunda bir yazı ya da yapıtın ana çizgileri.
Köken: Fransızca canevas
(BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü 1974)

(I) İnek sağmada kullanılan bir araç. (*Susuz -Kars)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

(II) Duvarların içine konan ağaç kuşak. (Yeşilköy, Afşar *Gelendost, Yukarıkaşıkara *Yalvaç -Isparta)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

(III) Buzağı başbağı. (Baykara *Selim -Kars)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

(IV) Semerin iç kısmı. (*Yalvaç -Isparta)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

fatı

Kasımpatı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. fatey
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gatı

Fakat.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Katı, sert
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

matı

Körgöz, kör gözlü.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kısa boylu, bacaksız.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

patı

Küçük çocuk.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Körebe oyunu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Tahta parçası.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Eylemlerin sonuna gelen şimdiki zaman eki : Geldimpatı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Şişmanlıktan yalpalayarak yürü-yen.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

a.
1. Kedi, köpek vb. hayvanların ön ayağı.
2. hlk. Küçük çocuk ayağı.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Yassı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Küçük çocuk eli.
2. Küçük çocuk ayağı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sığırların burunlarında olan beyaz leke.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

satı

a. hlk.
1. Satma işi, satış.
2. sf. Adanmış.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Aslında, zaten.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1.Düğün armağanı.
2.Satılık mal.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Zaten
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. satu.
(Tarama Sözlüğü1971)

Cinsiyet: ErkekUzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk.Cinsiyet: KızUzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

Cinsiyet: ErkekYükselip ortaya çıkan, yükselen.
Köken: Arapça
(Kişi Adları Sözlüğü )

Aslında, zaten.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Zaten.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Zaten, zati
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Zaten.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

tatı

Çocuk dilinde yavaş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

vatı

Sığırlara yem olarak verilen böğürtlen çalısı ve yaprağı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

yatı

a. Gidilen yerde geceyi geçirme: Yatıya bekleriz.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köye dışardan gelen konuk.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Gece, dağda hayvan yanında yatma.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kıyıdan denize uzatılan ve uskumrudan başka balıkları avlamakta kullanılan ağ.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Dokumada halıyı direkte tutan demir. (Dişkaya *Eşme -Uşak)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

zatı

Aslında, zaten.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Zaten
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

zf. (za:ti) Zaten: Ben zati çarpılmışım, beni bırak da söyle bakalım, nasıl gideceksin dağın tepesindeki köye? -A. Kulin.
(Güncel Türkçe Sözlük)

< Köken: Arapça zâten: zaten || sate || saten || zatan || zate || zaten || zeten || zatin
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Zaten
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

sf. (za:ti:) esk.
1. Kendine özgü, kişiye ilişkin, kişisel, özel: Zatî eşya.
2. fel. Özünlü.
Köken: Arapça £¥t³
(Güncel Türkçe Sözlük )

Söyleyiş: (za:ti:) Cinsiyet: Erkek
1. Kendiyle ilgili, kendine ait, özel.
2. Özle ilgili.
Köken: Arapça
(Kişi Adları Sözlüğü )

katı

(I) sf.
1. Sert, yumuşak karşıtı: Bu hâl, onu ilk defa giyilen katı gömlek gibi sıkıyordu. -F. R. Atay.
2. mec. Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim: Katı yürekli. Katı davranış.
3. mec. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan.
4. fiz. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp.
5. zf. esk. Çok, aşırı derecede: Susadım ol dem hararetten katı / Sundular bir cam dolusu şerbeti -Süleyman Çelebi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

(II) a. hay. b. Taşlık.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Dure
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: Fransızca Solide
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Çok, pek, fazla.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sert dönemeçli, girintili yol.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çeşitli omurgalı veya omurgasız hayvanların sindirim kanalı üzerinde bulunan ve besinin öğütüldüğü kaslı bölge. Taşlık.
Köken: İngilizce gizzard
(BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998)

Köken: İngilizce solid
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

bk. katı hal.
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü1983)

Atom, yükün ya da moleküllerin, aralarındaki etkileşimlerle oluşturduklarl örütlerde belirli biçim ve oylum kümelerinde toplandıkları, dolayısıyla ancak titreşim yapabildikleri evre. (Cam, zift gibi özdekler, görünüş benzerliklerine karşın örüt yapılı olmadıklarından kati durumda sayılmazlar.)
Köken: İngilizce solid
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Atom, molekül veya iyon gibi yapı taşlarının bağıl konumları sabit olan maddelerin fiziksel hali.
Köken: İngilizce solid
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

bk. katı oyut.
Köken: İngilizce solid
(BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983)

Düzgülü koşullarda, üçboyutlu oylumsal özelliğini sürdüren ve ancak basınç ve sıcaklığın değişmesi ile biçimini değiştiren ya da sıvılaşan özdek.
Köken: İngilizce solid
(BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972)

(fizik, kimya, coğrafya)
Köken: Osmanlı Türkçesi sulb
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

(taşlık) (biyoloji)
Köken: Fransızca gésier
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

(anlamdaş. taşlık,): Çeşitli hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı bir öğütücü mide.
Köken: İngilizce gizzard
(BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü 1963)

1. Çok, çok ziyade, pek, şiddetli, iyice, sıkı, sıkı sıkı, gayret.
2. Ağır, acı.
3. Haşin, şiddetli, sert, kırıcı
(Tarama Sözlüğü1969)

Cinsiyet: Erkek
1. Çok, pek, fazla, yeğin.
2. Ağır.
3. Haşin, sert, kırıcı.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

5 harfli kelimeler
anatı

Yaba. (Üreyil -Kütahya)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

uzatı

(Söz sanatı terimi) Sözün boşuna uzaması hali (UZATILI, Itnaplı, Prolixe).
Köken: Osmanlı Türkçesi Itnap, Itnabı nümil, Tatvil
(BSTS / Edebiyat ve Söz Sanatı Terimleri Sözlüğü 1948)

bk. eşitlik.
(BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü1974)

6 harfli kelimeler
ağlatı

a. tiy. Trajedi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Sinema/TV. Geleneksel ağlatıdan yararlanılarak sinema ve televizyonda kullanılan bir tür. Dramatik yapı duygular, tutkular, insanların değişmez sorunları üzerine kurulur. Geleneksel ağlatıdaki değişmez yazgının yerini, kahramanların yaradılışından, ruhsal yapılarından, yetişmelerinden, toplumsal durumlarından ileri gelen bir değişmezlik alır. Kişiler bu değişmezliğe karşı koyamadıklarından, belli bir sona doğru önüne geçilmez biçimde ilerlerler.
Köken: İngilizce tragedy
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

Konusunu söylevsel ya da tarihsel kişilerin yaşamından alan, korku ve acıma duyguları uyandırmak amacı güden, genellikle bir yıkımla sonuçlanan, koşuk biçiminde oyun.
Köken: Osmanlı Türkçesi facia
(BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü 1974)

aldatı

İlk bakışta inandırıcı görünmekle birlikte geçerlenemeyen ve olgulara uygun düşmeyen sav ya da çıkarım.
Köken: İngilizce fallacy
(BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981)

anlatı

a.
1. Ayrıntılarıyla anlatma.
2. ed. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Anlatılacak şey.
Köken: Osmanlı Türkçesi kıssa
(BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983)

Roman, öykü, masal, oyun gibi türlerde anlatılan gerçek ya da düşsel olayların anlatımı.
Köken: Osmanlı Türkçesi tahkiye
(BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü 1974)

bayatı

a. ed. Azeri ve Türkmen halk şiirinde mâni türü.
(Güncel Türkçe Sözlük)

1. Bayatı makamında okunan şarkı.
2. Ağıt
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

a. (baya:ti:) müz. Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makam.
Far. bay¥t + Köken: Arapça -³
(Güncel Türkçe Sözlük )

1. Doğu Anadolu'da maniye verilen ad.
2. Türkülü öykülerde, türkünün her dörtlüğünden sonra ezgi ile söylenen mani.
(BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü1974)

boyatı

Ağıt.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

cinatı

Bisiklet.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

donatı

a. ask. Teçhizat.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: İngilizce accessory
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Bir deneysel çalışmada kulanılan araç ve gereçler.
Köken: İngilizce equipment
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

Sinema/TV. Bir film çevirmek ya da bir televizyon yayınını gerçekleştirmek için gerekli araçlar.
Köken: İngilizce outfit
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

1. genel uygulayım: Bir iş ya da işlemi gerçekleştirmek için gerekli araç gereç.
2. yapıcılık: Bir yapı için gerekli olan bütün döşem.
Köken: İngilizce equipment, outfit
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

(bir kuyruklu yıldız) (astronomi)
Köken: Fransızca Donati (une comète)
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

elçatı

Ağır bir cismi kaldırmak için iki kişinin ellerinin özel bir biçimde birleşmiş durumu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

evratı

Eğrelti otu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gubatı

Biçimsiz, kaba, görgüsüz.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

hayatı

İpek iplik.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

sf. (haya:ti:)
1. Hayatla ilgili.
2. mec. Büyük önem taşıyan, önemli: Bu kitapta toplanan yazıların bir kısmı bizim için hayati bir mesele olan demokrasi ile ilgilidir. -M. Kaplan.
Köken: Arapça §ay¥t³
(Güncel Türkçe Sözlük )

Söyleyiş: (haya:ti) Cinsiyet: Erkek
1. Yaşamla ilgili, yaşamsal.
2. Büyük önem taşıyan, önemli.
Köken: Arapça
(Kişi Adları Sözlüğü )

suçatı

Akarsuların birleştiği yer : Suçatında iyi araziler var.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. su bölümü çizgisi.
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu1963)

yaratı

a. Yaratım.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Nature
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

İnsanoğlunun, yaratıcısı olduğu kültür ürün ve olaylarına dayanarak oluşturduğu, daha önceleri benzeri bulunmayan, yeni kültür ürün ve olaylarından her biri. bk. halk yaratısı, yayılım, insanbilim okulu, karşılaştırma yöntemi, tarihsel yöntem.
Köken: İngilizce invention
(BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü 1978)

Ortaya bir yapıt koyma.
Köken: İngilizce creation
(BSTS / Yapıt Hakları Terimleri Sözlüğü 1971)

yelatı

Bisiklet.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bisiklet
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

7 harfli kelimeler
arabatı

Derbeder, harabati.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)