em ile biten kelimeler

2 harfli kelimeler

em

a. hlk. İlaç, merhem.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Remède
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: Fransızca Médicament
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

İlâç, merhem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Yetenek.
2. Fayda, hayır.
3. İşe yarayan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İyileştirme inancıyla, yatırlardan getirilerek, hastalara dokundurulan ağırlık.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Hem (bk. hem)
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İlaç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

hlk. İlaç.
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü)

İlâç, deva, çare.
(Tarama Sözlüğü1967)

3 harfli kelimeler

bêm

Benim.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

cem

a.
1. Toplama, bir araya getirme: Haymana'da ayrıca kuvvet cemine teşebbüs ettiler. -Atatürk.
2. db. esk. Çokluk.
3. mat. esk. Toplama.
Köken: Arapça cem¤
(Güncel Türkçe Sözlük )

Tencere.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Cam.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çayır, çimen.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Köken: Arapça cem: cem; toplanma. || cem olmak: toplanmak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Köken: Arapça Cem: Alevilik törelerine göre toplanma, birlikte yapılan toplu törenin adı
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Su tası. (Baykara *Selim, *Susuz -Kars)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

Cinsiyet: Erkek
1. Hükümdar, şah.
2. İran mitolojisinde şarabı bulan.
3. Köken: Arapça Toparlanma, bir araya gelme.
Far.
(Kişi Adları Sözlüğü )

Bulaşıcı kısrak metritisi.
Köken: İngilizce contagious equine metritis
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

1. Zararlı otlarla dolu olan yer.
2.Çayır çimen
3. Karamuk ve benzeri bodur ağaçların bulunduğu yer: Çem çakalsız olmaz.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Akarsu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

dem

(I) a.
1. Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu.
2. hlk. Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması.
3. esk. Soluk, nefes.
4. esk. Zaman, çağ: Âdemden bu deme neslim getirdi / Bana türlü türlü meyve getirdi -Âşık Veysel.
5. esk. İçki.
6. esk. Koku.
Far. dem
(Güncel Türkçe Sözlük )

(II) a. esk. Kan.
Köken: Arapça dem
(Güncel Türkçe Sözlük )

1. Susuz, kıraç tarla.
2. Kıraç tarlada yetişen ekin.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Dokumacılıkta kullanılan, iki tarafı tahta ortasına kamış parçaları konulmuş bir çeşit tarak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Neşe, gönül hoşluğu, keyf: Gam da geçer dem de geçer.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. İçine şeker konulmuş çay.
2. Toz halinde çay: Bir atım dem ver, çay içelim.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Pişirilen yemeklerin kıvama gelmesi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Köken: Arapça dem: aybaşı kanaması. || dem getmek: rahim kanaması geçirmek
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Far. dem: zaman; vakit. || her dem (üçün): her zaman
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Vakit, an, tam zamanı.
2. Kıvam, ayar.
3. Çay demi
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gem

a. Atı yönlendirmek için ağzına takılan demir araç: Kadın dizginleri çekmek istedi fakat hırçın hayvan sert bir boyun hareketi ile gemini kurtardı. -H. Taner.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Bride
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: Fransızca Barre
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: Fransızca Frein, frenum
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Döven.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ekin demetlerini bağlamaya yarayan uzun buğday sapı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Harman yeri.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kuvvet.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yokuş aşağı inen kağnı arabalarının hızını azaltmak için tekerinin önüne konan ağaç: Bu inişten gem vurmadan inmek meseledir.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bayat.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İnsan ve hayvanda alt ve üst dudağın birleştiği yerde meydana gelen çatlak, yara.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Rum. kemos gem
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< ET kemi: döven. || çubuği geme atmak/goymak: vazgeçmek; hırsla bir işi bırakmak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Köken: Arapça gam [m]: gam; tasa; üzüntü
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Atın ağzına takılan alet
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

( < Köken: Arapça gam) Gam
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(biyoloji)
Köken: Osmanlı Türkçesi lücam
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Döven. (Yavuz *Şavşat -Artvin; Kırçiçeği *Susuz; Kartkale *Çıldır -Kars; Yukarıbozkuyu *Kadirli -Adana)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

Tarım aygıtlarından döğen.
(Tarama Sözlüğü1967)

Alm. Bremse
(BSTS / Teknik Terimler - Yapı Makinaları 1949)

hem

bağ.
1. Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki anlamlarında kullanılan bir söz: Hem benim oğlan yeni yeni okuyor. -N. Hikmet.
2. Açıklayıcı nitelikte olan ikinci cümleyi birinciye bağlayan bir söz: Gidiyor hem koşarak gidiyor. Güzel hem pek güzel! Sıcak hem ne sıcak! hem de anlamı güçlendirmek, bir veya daha çok ögeye bir başkasının da eklendiğini belirtmek için kullanılan bir söz. hem de nasıl pek çok, çok iyi: Ankara'yı sever misin? -Hem de nasıl.
Far. hem
(Güncel Türkçe Sözlük )

Hem (bk. em)
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Far. hem: hem; eş. || hem olmak: yarışmak; yarış sonunda hiç olmazsa berabere kalmak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yunanca kan anlamına gelen ön ek.
(BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü1998)

Formülü C34H33O4N4FeOH olan yapısı hematine benzeyen bir Fe(II) kompleksi. Hemoglobinin ve bazı enzimlerin bir parçası.
Köken: İngilizce heme, haem
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

Hemoglobinin oksijen bağlayan, proteinsiz ve kana kırmızı rengi veren demirli pigmenti, heme.
Köken: İngilizce heme
(BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü )

Hemoglobin molekülünün oksijen taşıyan ve demirle porfirinden oluşan proteinsiz kısmı.
Köken: İngilizce heme
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

kem

sf. esk.
1. Noksan, eksik: Kem akçe.
2. Kötü, fena (göz, söz vb.).
Far. kem
(Güncel Türkçe Sözlük )

Köken: Fransızca Mal. Maraz, dâ, sû
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Tahıl saplarını, ve desteleri bağlamakta kullanılan bükülerek ip biçimine getirilmiş ot.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Döven.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ceviz.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Oğlakların analarını emmemeleri için ağızlarına verilen iki ucuna ip bağlanmış ağaç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çivi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir eşyanın kırılan kısmını yerine koyarak onarma şekli.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bayat, sert : Bu ekmek çok kem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Düğme.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ağıl, davar ahırı
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bağlam için kullanılan, ottan yapılan ip.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çoklukla ot bağlamak için ottan bükülerek yapılan halat; düğme || boynuna kem tahıp gezdirmek: bir çeşit teşhir cezası vermek
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Far. kem: kötü. || kem heber: kötü haber || kemlig etmek: kötülük etmek
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ekin destesini bağlamakta kullanılan bağ
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

hlk. Hastalık.
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü)

(I) İnce kendir. (Boğaz *Susuz -Kars)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

(II) Duvar yapımında kulanılan ağaç. (Alayunt *Tavşanlı -Kütahya)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

lem

Nem, ıslaklık.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Islak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Nem
(Tarama Sözlüğü1969)

nem

a.
1. Havada bulunan su buharı.
2. Hafif ıslaklık, rutubet.
Far. nem
(Güncel Türkçe Sözlük )

Köken: Fransızca Humidité
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Bilmem : Nem kim?
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İrin.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir uçun ortamındaki su uçuğu tutan.
Köken: İngilizce moisture
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

Hava ya da başka bir ortam içinde su buğusu bulunma hali.
Köken: İngilizce humidity
(BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü 1969)

Havadaki su buharının niceliği.
Köken: İngilizce humidity
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Havadaki su buharı miktarı.
Köken: İngilizce humidity
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

Gaz ortamlarının ve özellikle fırın atmosferlerinin içindeki subuğusu.
Köken: İngilizce moisture
(BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972)

(fizik, kimya, tarım)
Köken: Osmanlı Türkçesi rutûbet
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

(coğrafya)
Köken: Osmanlı Türkçesi rûtubet
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Bütün varım
(Tarama Sözlüğü1969)

Köken: Osmanlı Türkçesi Rutubet
(BSTS / Teknik Terimler - Temel Tekniği 1949)

şem

a. esk. Mum, balmumu: Beni candan usandırdı cefadan yâr usanmaz mı / Felekler yandı ahımdan muradım şemi yanmaz mı? -Fuzuli.
Köken: Arapça şem¤
(Güncel Türkçe Sözlük )

Gümüş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

tem

a. Tema.
Köken: Fransızca thème
(Güncel Türkçe Sözlük )

Belirti, iz, im : Ağaçlara güz temi düştü.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sincap.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Nem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

21 haziran ve 23 eylül'deki hava değişikliği durumu (Erzincan Merkez)
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Tam
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. geçirmeli elektron mikroskobu
(BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü1998)

yem

a.
1. Hayvan yiyeceği: Balıklara yem attık, suyun içi birbirine karıştı. -F. Otyam.
2. Kuş ve balık tutmak için tuzağa bırakılan, oltaya takılan yiyecek veya yiyecek görüntüsündeki nesne: Orfozun görünmesiyle yemin kaybolması bir oldu, çocuğun da kolu koparılırcasına sarsıldı. -Halikarnas Balıkçısı.
3. Ağızotu.
4. mec. Birini aldatabilmek için hazırlanmış düzen, kullanılan kimse veya şey.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Aliment
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Yem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Leblebicilerin kullandığı bir ölçek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(tarım)
Köken: Osmanlı Türkçesi gıda
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

1. Yapısında organik ve inorganik besin maddelerini bulunduran, belli oranlarda verildiğinde yetiştirciliği yapılan canlının sağlık, gelişme, üreme, verim gibi özellikleri üzerinde olumlu etki yapan maddeler.
2. Balıkları cezbetmek için olta iğnesine takılan veya tuzak ağlar içine konulan, sinek, canlı yem, yem solucanı gibi gerçek veya yapay balık yemleri.
Köken: İngilizce feed, bait
(BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü )

Köken: Osmanlı Türkçesi yem
(BSTS / Tarım Terimleri 1949)

Hayvanlar tarafından tüketilen ve hayvanların yaşama ve verim gereksinimlerini enerji ve/veya besin maddeleri yönünden karşılamak amacıyla belli sınır ve koşullarda yedirildiği zaman sağlığına zararlı olmayan, yararlanılabilir durumdaki organik ve/veya inorganik besin maddelerinin bir veya birkaçını kapsayan, bitkisel veya hayvansal kökenli veya doğada serbest olarak bulunan maddeler.
Köken: İngilizce feed
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

fem

(zooloji)
Köken: Fransızca bouche
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

4 harfli kelimeler

acem

a. müz. Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde.
Köken: Arapça ¤acem
(Güncel Türkçe Sözlük )

Suriyeden gelen iplik bel kuşağı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir çeşit beyaz buğday.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Azerbaycanlı bir Türk tipi. Gölge oyunumuzda zengin bir halı tüccarı olarak görülür.
(BSTS / Tiyatro Terimleri Sözlüğü1966)

öz. a.
1. İranlı.
2. İran ülkesi.
Köken: Arapça ¤acem
(Güncel Türkçe Sözlük )

Acem, İranlı
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Türk gölge oyunu ile ortaoyunu'nda izlenen Azerbaycan'dan ya da İran'dan gelen bir tip. Eliaçık, gönlü yüce, ancak atıp tutan bir kişidir. Çoğu kez halı satıcısı, tömbekici, antikacı ya da ara sıra tefecidir. Eğlence düşkünü olduğu kadar kendine dalkavukluk edenden hoşlanır. Şiiri sever.
(BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü1983)

afem

Beceriksiz, tembel.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

alem

a.
1. Bayrak.
2. Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça.
Köken: Arapça ¤alem
(Güncel Türkçe Sözlük )

Alem, minarenin tepesindeki ay yıldız
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Âlem, dünya, eğlence, herkes
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Eğlence
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(Mimarlık) Minarelerde külâhın tepesine, camilerde de esas kubbenin en sivri yerine takılan madenden yapılmış tepelik.
Köken: İngilizce top-rafter
(BSTS / Güzel Sanatlar Terimleri Sözlüğü 1968)

Biyolojik sınıflandırmanın en üst sınırı.
Köken: İngilizce kingdom
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

a. (a:lem)
1. gök b. Evren.
2. Dünya, cihan: İnsan âlemde, hayal ettiği müddetçe yaşar. -Y. K. Beyatlı.
3. Aynı konu ile ilgili kimseler.
4. Bu kimselerin uğraşlarının bütünü: Geçen kışın tiyatro, cambazhane âlemlerini uzun uzun tasvir ediyordu. -O. C. Kaygılı.
5. Belli bir grupraki canlıların bütünü: Hayvanlar âlemi.
6. Durum ve şartlar: Evlilik âlemi.
7. zm. Herkes, başkaları: Bu yaptığından dolayı âleme rezil oldun.
8. Ortam, çevre: Fakat onun Türk ve Müslüman dostları hep alafranga ve zengin bir âlemde yaşarlardı. -H. E. Adıvar.
9. Kendine özgü birçok niteliği bulunan şey.
10. Farklı davranış içinde bulunan kimse. 1
1. mec. Eğlence: O gün evde iki gün önceki araba âlemlerini düşünüyordu. -O. C. Kaygılı.
Köken: Arapça ¤¥lem
(Güncel Türkçe Sözlük )

Canlıların sınıflandırılmasında sınıflandırmanın ilk basamağı için kullanılan terim. Canlılar âlemi, regnum.
Köken: İngilizce kingdom
(BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998)

bk. evren.
(BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü1969)

Canlıların sınıflandırılmasında, sınıflandırmanın ilk basamağı, regnum.
Lat. regnum
(BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü )

(karşılık: regnum, Lat. regnun = dominyon): Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup sınıflandırmanın ilk basamağını meydana getirir. Böylece hayvanlar âlemi ve bitkiler âlemi olmak üzere iki büyük âlem vardır.
Köken: İngilizce Kingdom
(BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü 1963)

Cinsiyet: Erkek
1. Bayrak, sancak.
2. Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs.
Köken: Arapça
(Kişi Adları Sözlüğü )

Söyleyiş: (a:lem) Cinsiyet: ErkekDünya, cihan.
Köken: Arapça
(Kişi Adları Sözlüğü )

anem

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Küçük baş hayvanlardan alınan vergi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

ayem

Hava.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

azem

Lazım, ait: Sana ne, üstüne âzem mi?
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

blem

Ökçe eziği.
Köken: Fransızca bleime
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

ebem

Büyükanne, nine.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1.bk. ebe (I)-
1.
2. Arkadaş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Onur kırma, onuruna dokunma.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

ecem

Büyük kardeş, ağabey.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Acem
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Köken: Arapça Acem: Acem. || acem
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

ehem

sf. esk. Çok önemli.
Köken: Arapça ehemm
(Güncel Türkçe Sözlük )

Dargın.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Alay etmekte kullanılan bir ünlem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İşte, al anlamında kullanılır.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

elem

a. Acı, üzüntü, dert, keder: Bu derdi huy edinenler elem çekmez. -N. F. Kısakürek.
Köken: Arapça elem
(Güncel Türkçe Sözlük )

Sığırlara verilen yem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

O derece, öyle.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Âlem
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Köken: Arapça âlem: alem; herkes; eğlence || işgi elemi: içkili eğlence
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

erem

Kadınların giydikleri çarşaf.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Cinsiyet: KızBir işe gönüllü, istekli olma.Cinsiyet: ErkekBir işe gönüllü, istekli olma.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

esem

Sağlam, sağlığı yerinde olan (kimse).
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Köken: Osmanlı Türkçesi Cins
(BSTS / Bitkibilim Terimleri 1948)

etem

< Köken: Arapça edhem: Edhem
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

eyem

İyi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

geem

Görünüşe göre, anlaşılan, galiba.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

idem

İdam
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)