etk ile başlayan kelimeler

4 harfli kelimeler

etki

a.
1. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: Yaşadıklarını yazmanın böylesine bir etki yapabileceğinden hiç haberim yoktu. -A. Kutlu.
2. Bir etken veya bir sebebin sonucu: Tokadın etkisi kötü oldu.
3. mec. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu. -T. Buğra.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Acte
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

1. Eziyet, sıkıntı, aşırı güçlük.
2. Büyü.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

-> Nedenin bağlılaşık kavramı.
1. Nedensellik bağlantısı içinde: a. Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay. b. Bir nedenin doğurduğu gerçek olay.
2. Bir şeyin verdiği izlenim. (Ör. Etki yapmak, iyi bir etki yapmak.)
Köken: İngilizce effect
(BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975)

Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden.
Köken: İngilizce effect
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

1) te'sîr. 2) hüküm.
(BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü1966)

(Deneysel tasarım) Bir etken düzeyinin değişimi ile yanıtta oluşacak değişiklik.
Köken: İngilizce effect
(BSTS / İstatistik Terimleri Sözlüğü 1983)

1. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi.
2. Nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu.
Köken: İngilizce influence, effect, act
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

(kimya)
Köken: Osmanlı Türkçesi tesir
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Bir oyun sırasında belirli bir etki yapmak için kullanılan müzik, gürültü, sis, yağmur, kar, güneş, gece, fırtına, yıldırım gibi her çeşit ses ve ışık öğelerinin tümü.
Köken: İngilizce effect
(BSTS / Tiyatro Terimleri Sözlüğü 1966)

Yığın iletişiminde kaynaktan çeşitli araçlarla aktarılan iletilerin okur, izleyici, dinleyici gibi alımcılar üzerindeki etkileyici sonucu.
Köken: İngilizce effect
(BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981)

5 harfli kelimeler
etken

a.
1. Etki eden şey, faktör: Bu sanatçıların çoğunun başarısında dış ülkelerde edindikleri sahne görgü ve kültürü etken olmuştur. -M. And.
2. kim. Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir.
3. db. Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı: Kırmak, bilmek etken fiillerdir.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Agissant
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Etki yapıcı, belirleyici gücü olan.
Köken: İngilizce factor
(BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975)

Bir olayın oluşumunu etkileyen değişkenlerden her biri.
Köken: İngilizce factor
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

amil.
(BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü1966)

1) Değişimin olası nedeni olarak bir deneyde incelenen nicelik. 2) Çok-değişkenli çözümlemede, gözlenmiş olasılıksal değişkenlerin bir işlevi, ay. bk. etken yükü.
Köken: İngilizce factor
(BSTS / İstatistik Terimleri Sözlüğü 1983)

(kimya)
Köken: Osmanlı Türkçesi müessir
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

genel uygulayım: Uygulayımsal bir işlemin sonuçlanmasına katkıda bulunan öğelerden her biri.
Köken: İngilizce factor
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

1. Bir sonucun ortaya çıkmasına yol açanların her biri.
2. Birden fazla sayıda aracın bir araya gelerek bir ürünün oluşmasını sağlaması, etmen.
Köken: İngilizce factor
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

Karmaşık bir yapı içinde örgütlenmiş olan oluşumların temel bileşenleri sayılan ve çeşitli ölçerlerle elde edilen ölçümlerin aralarında bağıntılı olmasını sağladığı tasarlanan ana öğelerden her biri. bk. etken çözümlemesi.
Köken: İngilizce factor
(BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981)

etkin

sf.
1. Hareketli, işleyen, çalışan, etkili, faal, aktif, dinamik.
2. fel. Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı.
3. kim. Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom).
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Agent
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: İngilizce active
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Köken: İngilizce effective
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

1. Eylemde bulunan.
2. Etki yapan. Karşıtı bk. edilgin
Köken: İngilizce active
(BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975)

Tepkileşimlerde etkinliği önde gelen.
Köken: İngilizce active
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

1. Bir başkasına etki yapabilen.
2. Kimyasal tepkimelere girmeye ya da fiziksel etkiler bırakmaya yatkın olan (özdek).
Köken: İngilizce affective, active
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Kimyasal tepkimelere kolayca giren.
Köken: İngilizce active
(BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972)

(kimya)
Köken: Osmanlı Türkçesi faal, müessir
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Eylem ve etkinlikleri başlatıp harekete geçiren ve bunu sürdüren.
Köken: İngilizce active
(BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974)

kimya, metalbilim: Kimyasal tepkimelere kolayca girebilen (özdek, özdekcik vb.).
Köken: İngilizce active
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

6 harfli kelimeler
etkici

Köken: Fransızca Agissant
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Sinema/TV. Etkileri, hileleri gerçekleştiren kimse.
Köken: İngilizce special-effects man
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

etkili

sf. Etkisi olan, tesirli, müessir, patetik: Hayli etkili bir yer altı çalışması yapılıyormuş. -A. İlhan.
(Güncel Türkçe Sözlük)

bk. önemli
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu)

etkime

a. Etkimek işi, tesir.
(Güncel Türkçe Sözlük)

(kimya)
Köken: Osmanlı Türkçesi te'sir
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

7 harfli kelimeler
etkilem

(…)kümeleri verildiğinde,(...)kümesinden, E den E ye tüm işlevlerin (…) ile gösterilen kümesine bir gönderim.
Köken: İngilizce action
(BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983)

etkiler

Sinema
1. Bir filmin görüntülerinde, doğal kaynakların dışında elde edilmiş sonuçlar.
2. Optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmiş, görüntüyle ilgili ya da gürültü, doğa sesleri gibi sesle ilgili sonuçlar. TV.
3. Benzer sonuçların televizyonda elektronik yöntemlerle gerçekleştirilenleri.
Köken: İngilizce [Köken: İngilizceeffects, FX, special effects
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

etkimek

(-e) kim. Etkide bulunmak, tesir etmek: Sanatçının baskı altında bulunuşu, yapıtına da etkir. -S. İleri.
(Güncel Türkçe Sözlük)

(kimya)
Köken: Osmanlı Türkçesi tesir etmek
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

etkinci

a. fel. Eylemci.
(Güncel Türkçe Sözlük)

etkisiz

sf. Etkisi olmayan, tesirsiz, nötr.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Belirli koşullar dışında kimyasal tepkimelere ilgisiz kalan.
Köken: İngilizce inactive
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

(kimya)
Köken: Osmanlı Türkçesi gayr-i müessir
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

1. kimya: Kimyasal tepkimeye girmeyen.
2. elektrik: Erke kaynağından yoksun çevrim ya da öğeler.
Köken: İngilizce passive
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

8 harfli kelimeler
etkencil

Yalnız etken çatısı olan fiiller için kullanılır.
Köken: Fransızca activa tantum
(BSTS / Dilbilim Terimleri Sözlüğü 1949)

etkengüç

bk. durduraç gücü.
(BSTS / Otomobilcilik ve Motor Bilgisi Terimleri1980)

etkileme

a. Etkilemek işi, tesir.
(Güncel Türkçe Sözlük)

etkiniik

Kimyasal gerilimi logaritmik olarak veren nicelik.
Köken: İngilizce activity
(BSTS / Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü 1978)

etkütüğü

Kasap ve lokantacıların, üzerinde et doğradıkları ağaç. (*Gerze -Sinop)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

etkinlik

a.
1. Etkin olma durumu, müessiriyet.
2. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite: Her ülkede tiyatro etkinliğinin önemli bir kesimi amatör tiyatrolardan gelir. -M. And.
3. fel. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği.
4. ruh b. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu.
5. top. b. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Bir genin ya da gen kombinasyonunun fenotipte kendini gösterme sıklığı. Etkinlik, sahip olduğu genotipi, fenotipinde gösteren bireylerin populasyondaki oranıyla tanımlanır.
Köken: İngilizce penetrance
(BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998)

Köken: İngilizce activity
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Çocukların, kendi amaç ve gereksinmelerine uygun geldiği için isteyerek katıldıkları herhangi bir öğrenme durumu.
Köken: İngilizce activity
(BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974)

Köken: İngilizce efficiency
(BSTS / Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü )

1. Eylem gücü, etki gücü.
2. Eylemde bulunanın, etkin olanın niteliği.
3. Etkide bulunmak için yapılan atılım. // Eylemden ayrılığı, eylemin daha somut oluşudur.
Köken: İngilizce activity
(BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975)

Bir ışımetkin çekirdeğin içinde oluşan çekirdeksel bozunumların birim zamana düşen sayısı, bk. ışımetkinlik.
Köken: İngilizce activity
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

Enaz çaba veya maliyet ile ençok sonuç elde etme kapasitesi. krş. iktisadi etkinlik, teknik etkinlik
Köken: İngilizce efficiency
(BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü 2004)

bk. etkin kestirici.
Köken: İngilizce efficiency
(BSTS / İstatistik Terimleri Sözlüğü 1983)

1. Gaz karışımında ya da sıvı çözeltide bulunan bir özdeğin etkin derişimi.
2. Bir ışınetkin özdekte birim zamandaki parçalanma sayısı.
Köken: İngilizce activity
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Bir radyonüklid içinde, dt zaman aralığında oluşan nükleer dönüşüm sayısına dN denilse, dN'nin dt'ye bölümü (A). A=dN/dt
Köken: İngilizce activity / aktiflik
(BSTS / Nükleer Enerji Terimleri Sözlüğü )

(kimya)
Köken: Osmanlı Türkçesi faaliyet
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Bir canlının içinde geçen ya da kendisinin giriştiği çalışma durumu.
Köken: İngilizce activity
(BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974)

İnsanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri kuran, düzenleyen ve denetleyen eylemleri.
Köken: İngilizce activity
(BSTS / Toplumbilim Terimleri 1975)

kimya:
1. Bir özdecik, öğecik ya da yükünün erke ve işlemi etkileme yönünden daha güçlü, daha elverişli olması durumu.
2. Kimyasal gerilimi logaritmik hız ve büyüklük olarak veren nicelik.
Köken: İngilizce activity
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

1. Etkin olma durumu, bazı etkileri oluşturma yeteneği.
2. İlaç veya zehirli maddelerin vücuda alındıktan sonra etkisini gösterme durumu, aktivite,
3. İlaç molekülünün almaçları uyarma veya baskılama yeteneğinin bir ölçüsü.
Köken: İngilizce activity, efficacy
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

9 harfli kelimeler
etkilemek

(-i)
1. Etkiye uğratmak, tesir etmek: Toplumu etkileyen olaylara herkes kendi yorumunu katıyor. -N. Cumalı.
2. Karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek.
(Güncel Türkçe Sözlük)

etkilenim

Bir öğecik çekirdeğinin, uygun bir ışınımla dövülerek ışımetkin duruma getirilmesi.
Köken: İngilizce activation
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

etkilenme

a. Etkilenmek işi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Ses kuralları gereğince, bir sesin uğrayabileceği özümleme, yardımlama, almaşım gibi değişikliklerin ortak adı.
Köken: Fransızca affection
(BSTS / Dilbilim Terimleri Sözlüğü 1949)

etkileşim

a. Birbirini karşılıklı olarak etkileme işi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: İngilizce interaction
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Dizgelerin, aralarında gösterdikleri karşılıklı kuvvetler, etkiler.
Köken: İngilizce interaction
(BSTS / Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü 1978)

Nesneler, parçacıklar ya da dizgeler arasındaki karşılıklı kuvvet ve etkilerin tümü.
Köken: İngilizce interaction
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

(deneysel tasarım.) İki ayrı etkenin, incelenen özellik üzerine birlikte yaptıkları etki.
Köken: İngilizce interaction
(BSTS / İstatistik Terimleri Sözlüğü 1983)

Fiziksel kimyasal bir olayı oluşturan özdek ya da kuvvetlerin eştürden karşılıklı etki ve katkılarının tümü.
Köken: İngilizce interaction
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Nükleer tepkime sonucu açığa çıkan fotonlarla diğer parçacıklar arasında oluşan karşılıklı etki.
Köken: İngilizce interaction
(BSTS / Nükleer Enerji Terimleri Sözlüğü )

Toplum yaşamında her şeyin hem kendisinin bağlı olduğu, hem de kendisine bağlı olan bir karşılıklı etkiler bütünlüğü içinde bulunması; neden ile sonucun birbirinden ayrı değil, sıkı sıkıya birbirine bağlı olması ve durmadan birbiriyle yer değiştirmesi.
Köken: İngilizce interaction
(BSTS / Toplumbilim Terimleri 1975)

etkileşme

a. Etkileşmek işi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

etkinleme

(aktifleme) Bir cismi ışınlama yoluyla radyoaktif duruma getirme.
Köken: İngilizce activation
(BSTS / Nükleer Enerji Terimleri Sözlüğü )

etkisizce

zf. (etkisi'zce) Etkisiz bir biçimde.
(Güncel Türkçe Sözlük)

etkililik

a. Etkili olma durumu, tesirlilik, müessiriyet.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Bir araç ya da işlemin gereğince etkin olması ya da yeterince ürün vermesi.
Köken: İngilizce efficiency
(BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981)

10 harfli kelimeler
etkilenmek

(nsz) Etkiye uğramak, müteessir olmak: Bu duygusal atmosferden etkileniyorum. -A. Ümit.
(Güncel Türkçe Sözlük)

etkileşmek

(nsz) Karşılıklı olarak birbirini etkilemek.
(Güncel Türkçe Sözlük)

etkileyici

sf. Etkileyebilecek özellikte olan, karizmatik: Oyunun biçimi yalın. Özellikle bu yalınlık etkileyici. -A. Ağaoğlu.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Yönetici ya da örgeni diye benimsenen bir salgı bezi ya da kas topluluğu.
Köken: İngilizce effector
(BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974)

etkinleşim

Etkin duruma geçme.
Köken: İngilizce activation
(BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972)

etkinleşme

a.
1. Etkinleşmek durumu.
2. kim. Bir molekül, bir atom veya bir iyonun normal durumundan, enerji yönünden daha zengin ve kimyasal olaya girmeye hazır olduğu duruma geçmesi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

kimya:
1. Bir özdek, öğe vb. etkinlik kazanması, etkin duruma gelmesi.
2. Bir özdeğin ılıncık bombardımanıyla ışınetkin duruma getirilmesi
3. yapıcılık: İçindeki birleştirici öğelerin daha iyi yapışmasını sağlamak amacıyla bir bağlayıcı gerece etkinlik kazandıran özdek katılması.
Köken: İngilizce activation
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)