ey ile biten kelimeler

2 harfli kelimeler

ey

ünl.
1. Kendisine söz söylenilen kimse veya kimselerin dikkati çekilmek istendiğinde adın başına getirilen ve uzatılabilen bir seslenme sözü: Ey arkadaş!
2. Usanç anlatan bir seslenme sözü: Ey, artık çok oluyorsun!
(Güncel Türkçe Sözlük)

Buyur anlamında ünlem: Ahmet ey!
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ey!
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(Cümlebaşı edatı) evet; sonra; iyi. e || ee || ei
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< ET edgü: iyi. || eye || eyi || ey köti || pek ey
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yüksek sesle çağrıldığında cevap edatı
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. İyi, üstün.
2. İyi, dost, aşma.
3. Dikkatlice, iyice
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

3 harfli kelimeler

bey

(I) a.
1. Erkek adlarından sonra kullanılan saygı sözü: Eniştem Neyyir Bey'i kimin vurduğunu ben biliyorum. -R. N. Güntekin.
2. Erkek özel adları yerine kullanılan bir söz: Bir bey sizi aradı.
3. Eş, koca: İki yol var önünde: ya beyinin dilini öğrenirsin, ya beyin senin dilini. -T. Dursun K.
4. İskambil kâğıtlarında birli, as: Gerçekten de doktora bir bey ile iki yedili gelmişti. -T. Buğra.
5. Erkek sıfatlarının hemen arkasına eklenir: Doktor bey. Damat bey.
6. Aşığın çukur yüzünün arkasındaki yumru bölge.
7. tar. Küçük bir toplumun veya küçük bir devletin başkanı: Karaman beyi. Menteşe beyi.
8. ask. Komutan: Alay beyi. Uç beyi.
9. esk. Zengin, ileri gelen kimse, bay (I).
(Güncel Türkçe Sözlük)

(II) a. esk. Satma, satış.
Köken: Arapça bey¤
(Güncel Türkçe Sözlük )

Şaşma, korku, pişmanlık, beğenmeme, öfke, acıma bildirir ünlem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir şey satın alınırken veya yaptırılırken, önceden verilen bir miktar para, pey
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Aşık oyununda, aşığın çukur tarafı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kısır olan, kuzulamayan koyun.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Arı beyi, ana arı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Mide dolgunluğu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çerkez ağası, paşa.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kırmızı mısır.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir çeşit mısır.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Pazarlıkta önden verilen para, pey.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

satım, satış. ~ akdi: satım, satış sözleşmesi,
(BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü1966)

Küçük bir ülkenin buyurucusu: Menteşe Beyi, Maskat Beyi gibi.
Köken: İngilizce Prince
(BSTS / Tarih Terimleri Sözlüğü 1974)

bk. beğ (II).
(Tarama Sözlüğü1963)

Köken: İngilizceBey Alm.bey Köken: Fransızcabey
(Uluslararası İlişkiler Terimleri Kılavuzu )

çey

bk. çay
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

dey

İşte, orada, şurada
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ta! (gösterme ünlemi)
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Diye, krş. dei, deye, deyi, diyi, deyin
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İşte, gösterme edatı
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Uzaklık anlatan bir söz
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Diyor anlamında kullanılır. Mehmet sana ne dêy ?
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

eey

Seslenme ünlemi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gey

a. Eş cinsel erkek.
Köken: İngilizce gay
(Güncel Türkçe Sözlük )

Yeni sürülmüş tarla
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. key.
(Tarama Sözlüğü1967)

hey

ünl.
1. Seslenmek veya ilgi ve dikkat çekmek için söylenen bir söz: Hey, çocuklar! Gelin bakalım. Hey arkadaş! Ayağıma basıyorsun.
2. Sitem, yakınma, azar, beğenme vb. çeşitli duyguları anlatan cümlelerde kullanılan bir söz: Hey talih! Böyle mi olacaktı? Hey akılsız çocuk! Ateşi ne diye ellersin? Hey Allah'ım! Bu ne güzellik.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Meyve ya da sebze taşımaya yarayan büyük sepet, küfe.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Keçi çağırma ünlemi.
2. At kovalama ünlemi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Hey!
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ünlemler
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ağzı geniş, dibi dar sepet
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

[ha] Fındık ağacı kabuk ya da özlerini örerek yapılan kulpsuz sırt küfesi. (Beyceli *Fatsa, Mahmutören -Ordu) [ha] : (Büyükdivan -Çorum)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

Şaşma ünlemi.
(Tarama Sözlüğü1967)

Denk, oranlı: Çıngırcaktan inin, siz ikiniz héy değilsiniz.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

key

İri saman
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ufak dağlar, kayalar.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kenar, yan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Far. keh: saman
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Çok, pek, gayet, pek çok.
2. İyi, iyice, hakkıyle.
3. Uygun, muvafık, münasip, lâyık, doğru, yerinde.
4. Büyük, muhteşem
(Tarama Sözlüğü1969)

Cinsiyet: Erkekİran’da efsanevi Keyyaniler Hanedanı'nın padişahlarına verilen unvan.
Far.
(Kişi Adları Sözlüğü )

ley

a.Rumence Rumen para birimi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Ey, ulan anlamında kabaca seslenme ünlemi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çaylak kuşu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sabun üretiminde ham yağların NaOH ile sabunlaştırılması yoluyla elde edilen tuz (%10-20) ve gliserol (%6-8) karışımı.
Köken: İngilizce ley
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

mey

(I) a. esk. Şarap.
Far. mey
(Güncel Türkçe Sözlük )

(II) a. müz. Türk halk müziğinde kullanılan, ağzı yassı bir tür zurna.
(Güncel Türkçe Sözlük)

ney

a. müz. Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan bir üflemeli çalgı: Bu ücra ve metruk sarayda yalnız arada sırada bir Türk gencinin neyi işitiliyor. -Y. K. Beyatlı.
Far. ney
(Güncel Türkçe Sözlük )

Ne.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Falan : Ahmet ney geldi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ne?.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ne.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Falan, filan
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Net enerji yağlanma.
Köken: İngilizce net energy fattening
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

pey

a. Bir sözleşmede taraflardan birinin öbürüne işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası: Pey vermek. Pey almak.
Far. pey
(Güncel Türkçe Sözlük )

1. Hayvanları barındırmak için taş ya da kerpiçten yapılan yer.
2. Yeni doğmuş kuzuların konulduğu küçük çukur.
3. Taş duvar.
4. Yıkılmış yapı yeri.
5. Boş arsa.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Dikenlik, fundalık.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Boş arsa.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Far. pây: Boş arsa, dikenlik çitle çevrili avlu, peğ
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Taş duvar
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Köy evi
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

sey

Şap.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1.bk. seğ.
2.Killi taş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Şu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

a.
1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz: İnsan bir şeyin değerini ondan yoksun kalınca anlıyor. -Halikarnas Balıkçısı.
2. Nesne, madde: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. -A. Ş. Hisar.
Köken: Arapça şey¢
(Güncel Türkçe Sözlük )

(< Köken: Arapçaşey) şey
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Aşığın dik yüzünün düz kısmı. || şegh
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Köken: Arapça şey: şey. || şe (yapmak) || şee: şeye || şeyceyuh: ğey edeceğiz || şeyetmek: şey etmek || şeylıh: şeylik
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede)
1. Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan her şey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis.
2. Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık.
3. Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır.
4. Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
Köken: İngilizce thing
(BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975)

tey

Düğün eğlencesi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

vey

Çobanların güttükleri keçiler için kullandıkları ünlem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Vey!
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Korku ifade eden bir ünlem
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

yey

Yeğ.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ağlayan çocuğu susturmak için yinelenerek kullanılan bir ünlem: Yey yey gel ağlama, yey yey.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< ET yeg: yeğ , daha iyi
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir çocuk oyuncağı olan tüfekli yay. (Beyceğiz *Fatsa -Ordu)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

zey

Şap.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

rey

a. esk.
1. Oy: Parlamentoda itimat reyi alamayan her hükûmet şüphesiz istifa etmek zorunda kalacaktır. -Y. K. Karaosmanoğlu.
2. Düşünce, görüş, fikir: Vicdanları ile baş başa düşünüp sonra da aralarında müşavere ederek reylerini bildireceklerdi. -T. Buğra.
Köken: Arapça re¢y
(Güncel Türkçe Sözlük )

4 harfli kelimeler

abey

Teklifsiz konuşmada seslenme ve dikkati çekme ünlemi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ağabey.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Şaşma ve korku ünlemi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

ağey

Ağabey, büyük erkek kardeş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

akey

Ağabey, büyük kardeş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

aley

Hep, bütün
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Soy sop, sülâle: Onların aleyi çoktur.
2. bk. alay (I)-
5.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Alay (askerî) (Kuşu)
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Alay
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Alay kalabalık grup
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

aney

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Anne.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Birkaç katlı yüksek bina.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

En iyi
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

apey

Ağabey.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

arey

Korku ve şaşma bildirir ünlem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

ebey

Şaşma bildirir ünlem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

eğey

Çakı, bıçak vb. eşyaların ağızlarını keskinletmek için kullanılan bir araç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir ucu boşta bulunan kaburga kemikleri.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

ehey

Sevinç bildiren ünlem: Eheyin geldiği yerde neşe var demektir.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

eley

Üzüntü bildirir ünlem.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yün bükmeğe yarayan araç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< Köken: Arapça aleyh: aleyh. || eleh || eleyinde atmak: arkasında konuşmak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

epey

zf. (e'pey) Az denmeyecek kadar, oldukça, hayli, epeyi, epeyce, epeyice: Epey yürüdü ve üç sokak daha değiştirdi. -T. Buğra.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Epeyi
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir hayli
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)