gös ile başlayan kelimeler

4 harfli kelimeler

göse

Ev fırınlarını süpürmeğe yarayan bezden süpürge.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gösg

Göğüs
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

5 harfli kelimeler
gösen

Tavşan yavrusu
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gösev

Bıçak vb. şeyleri bilemeye yarayan bileği taşı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

göstü

Köstebek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gösüz

Mısır ekmeği.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

6 harfli kelimeler
gösder

Göstermek
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gösdül

Patates.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gösnük

Erkek isteyen dişi hayvan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Açgözlü, terbiyesiz (kimse).
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gössüz

< T. göz+süz: Köstebek (Erzincan Merkez)
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

göstüç

Kuvvetli.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

7 harfli kelimeler
göster!

Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.
Köken: İngilizce Straight arm!
(BSTS / Kılıçoyunu Terimleri Sözlüğü )

gösteri

a.
1. İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun: Uçakların uçuş gösterileri.
2. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.
3. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi: Sinematekte film gösterileri başladı.
4. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerinin yer aldığı gösteri, şov.
5. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum, demonstrasyon, demo.
6. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Expression
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: İngilizce demonstration
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

1. Olgu ya da olayları göstererek anlatma ve açıklama yöntemi.
2. Belli olgu ve olaylara ilişkin ilkeleri açıklamak, birtakım teknik ve becerileri öğretmek amacıyla bir şeyi başkalarının önünde yaparak gösterme işi.
Köken: İngilizce demonstration
(BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974)

Bir oyunun bir yönetmen önderliğinde, yeterli sayıda çalışmadan sonra seyirci önünde oynanışı.
Köken: İngilizce performance, production
(BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983)

Karakucakta cazgır tarafından alana salınan güreşçilerin ellerini oyluklarına, sırtlarına ve karşılıklı durup birbirlerinin avuç içlerine vurarak düzenli hareketler yapmaları.
Köken: Osmanlı Türkçesi perdah
(BSTS / Güreş Terimleri Sözlüğü )

8 harfli kelimeler
gösderiş

Gösteriş
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

göstereç

Yaşam düzeyi, toplumsal konum gibi karmaşık bir olayı öçmek ya da göstermek üzere başvurulan, birden çok ölçekten oluşan gösterge.
Köken: İngilizce index
(BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981)

gösteren

a. dil b. Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.
(Güncel Türkçe Sözlük)

gösterge

a.
1. Bir şeyi belirtmeye yarayan şey, belirti, im, işaret: Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir. -İ. O. Anar.
2. Bir durumla ilgili çeşitli aşamaları gösteren liste, icmal.
3. ekon. Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki, endeks, indeks.
4. dil b. Anlamla biçimin, gösterenle gösterilenin kaynaşmasından oluşan dil birimi, belirtke.
5. fiz. Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç, müşir (II), indikatör: Göstergesi gece gündüz İstanbul üzerinde duran hayli eski ama sağlam radyoyu açtı. -A. İlhan.
(Güncel Türkçe Sözlük)

(I) Bir çevre biriminde ya da işletmen masasında herhangi bir ışıklı uyarıcı ya da başka bir gösterici öğe.
Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü 1981)

(II) Sayıyla ölçülmeye pek elverişli olmayan karmaşık nitelikteki bir büyüklüğü belirten herhangi bir değişken.
Köken: İngilizce index
(BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü 1981)

Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Köken: İngilizce legend
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü )

bk. iktisadi göstergeler
(BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü2004)

Kimi ölçü araçlarında, ölçülen özelliğin niceliğini gösteren aygıt.
Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Madencilik Terimleri Kılavuzu 1979)

(indis) (matematik)
Köken: Osmanlı Türkçesi müş'ir
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

(fizik, kimya)
Köken: Osmanlı Türkçesi müş'ir
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Sinema/TV. Bir niceliği ölçen bir aygıtın, bu niceliğin belli bir birime göre değerini gösteren parçası.
Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

fizik: Bir aygıtın işleyişiyle ilgili ölçümlerin sonucunu belirtip değerlendiren araç.
Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

Bir durum, süreç ya da karmaşık oluşumu dolaylı yoldan ve simgeleyerek dile getiren ölçüt.
Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981)

gösterim

a. sin. ve tiy.
1. Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi, projeksiyon.
2. Sinema salonlarında filmin gösterilmeye başlaması, vizyon.
3. Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında verilen gösterilerden her biri, seans.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Bir veri türünün, belli bir simgeler kümesi kullanılarak yazımı.
Köken: İngilizce representation
(BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü 1981)

Köken: İngilizce notation
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Köken: İngilizce representation
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Bir niceliği, bir dizgeyi ya da bir olayı simgelerle belirtme.
Köken: İngilizce representation
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

Sahnede, alanda ya da gergi üzerinde oynanan, göz ve kulağa yönelen oyunların, dansların ve benzeri sanatların tümüne verilen ad. Örnet : Tiyatro, balet, opera, dans ortaoyunu, gölge oyunu vb.
Köken: İngilizce spectacle
(BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983)

Organik bileşiklerin yapısal özelliklerini göstermek için, sayılar ve sembollerin kullanıldığı bir sistem.
Köken: İngilizce notation
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

Sinema
1. Bir film üzerindeki resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe yansıtılarak görüntülerin oluşturulması.
2. Bu yolla, filmin tümünün ya da bir bölümünün izlenmesinin sağlanması.
3. Bir sinemanın belli bir izlencesinin yer aldığı ve belirli bir saatten başlayıp yine belirli bir saatte sona eren çalışması.
Köken: İngilizce 1-2. projection, film projection, showing, film showing, performance, (ABD) screening, film screening, 3. show, performance
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

sinema: Görüntülerin, gösterici yardımıyla beyazperdeye yansıtılması işi.
Köken: İngilizce projection
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

gösteriş

a.
1. Gösterme işi.
2. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum: Eski hayat baştan başa bir nümayiş ve gösteriş hayatı idi. -A. Haşim.
3. Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık: Bu yapının hiç gösterişi yok.
4. Görkem.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Doğrudan doğruya ya da bir çelgiden sonra, tepki yaratmak amacıyla, savut ucunu ileriye doğru uzatma.
Köken: İngilizce Feint
(BSTS / Kılıçoyunu Terimleri Sözlüğü )

gösterme

a.
1. Göstermek işi: Akreditifi açtırmadan ithal edilecek malı karşılık olarak gösterme olanağı yok. -Ç. Altan.
2. Teşhir, sergileme.
(Güncel Türkçe Sözlük)

a adının, (…) yorumunda X nesnesini gösterme'si X nesnesinin a adının (…) yorumundaki kaplamı olması demektir.
Köken: İngilizce designation
(BSTS / Mantık Terimleri Sözlüğü 1976)

9 harfli kelimeler
gösdermek

bk. görsetmek
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

göselemek

Örme ya da dokuma eşyanın delik yerlerini örerek onarmak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

gösgötürü

Tamamen, toptan, büsbütün.
(Tarama Sözlüğü1967)

gösterici

a.
1. Gösteri yapan kimse, gösteri adamı, nümayişçi.
2. Fotoğraf, film vb.ni bir yüzeye yansıtmaya yarayan araç, projektör.
(Güncel Türkçe Sözlük)

bk. gösterici birim.
(BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü1981)

Sinema filmi, slayt, fotoğraf camı vb. ile saptanan görüntüleri duvara ya da beyazperdeye büyüterek yansıtan aygıtlara verilen genel ad.
Köken: İngilizce projector
(BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974)

Oyun alanındaki gergi üzerine görüntüleri yansıtan aygıt.
Köken: İngilizce picture projector
(BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983)

Sinema Sinema filmlerini görüntülüğe yansıtarak izlenmesini sağlayan aygıt. (Göstericiler, film boylarına göre, 8 mm'den 70 mm'liklere kadar değişir; ancak hepsinin ortak özelliği, alıcının çözümlediği devinimin bireşimini gerçekleştirerek bu devinimi doğal biçimiyle vermektir. Bir göstericinin başlıca bölümleri şunlardır: Göstericide kullanılacak filmin takıldığı verici makara bölümü ile bu filmin gösterim sırasında sarıldığı alıcı makara; filmin aralı devinimini sağlayan düzenek; filmin bu aralı devinim sırasında önünde durakladığı pencere ve bu duraklama sırasında düzenli aralıklarla ışık kaynağı ile film arasına girerek ışığı açıp kapayan örtücü; filmin, ses bölümünde düzgün devinimini sağlayan düzenek; ses bölümü (okuma bölümü); gösterici ışıtacı (ışık kaynağı); gösterici merceği).
Köken: İngilizce projector, film projector, motion picture projector, cinematograph
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

1. bilişim: Bir bilgisayarda, yürütülen işlemin sonuçlarını bildiren ya da basıp veren çıkış birimi.
2. sinema: Sinema filmlerinin beyazperde üzerine yansıtılmasını sağlayan aygıt.
Köken: İngilizce 1-display unit, 2- projector
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

göstermek

(-i)
1. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek: Vitrindeki oyuncağı parmağıyla gösterdi.
2. (-i, -e) Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak: Size kitaplarımı göstereyim.
3. Belirtmek, anlatmak: Bu söz onun iyi niyetini gösteriyor.
4. (-e) Bir şeyin etkisi altında tutulmak: Güneşe göstermek. Aleve göstermek.
5. (-e) Kanıtla inandırmak: Bunun böyle olduğunu size göstereceğim.
6. (nsz) Öğretmek, açıklamak: Yol göstermek.
7. (-e, nsz) Yapmasını söylemek, görevlendirmek: Size ne iş gösterdiler?
8. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek: Bu seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol! -R. N. Güntekin.
9. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak: Gerçekleri çarpıtarak gösteriyor.
10. (nsz) Görünmek, benzemek. 1
1. (yar) Etmek: İtaat göstermek. Dayanışma göstermek. 1
2. (-e) mec. Sert bir biçimde karşılık vermek: Anası da babasının küfürlerini tekrarlıyor, evde ona göstereceğini söylüyor, gözlerini açıyor, başını sallıyordu. -Ö. Seyfettin.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: İngilizce indicate
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Köken: İngilizce point
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Köken: İngilizce show
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Sinema Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek.
Köken: İngilizce exhibit, screen, show, project, present
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

göstertme

a. Göstertmek işi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

göstergeç

a. fiz.
1. Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet, monitör.
2. Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet, monitör.
3. tek. Televizyon, bilgisayar vb.nde görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet, monitör.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: İngilizce pointer
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Belirli bir kimyasal özdeğin var olup olmadığını, örneğin belli bir renk vererek gösteren özel ayıraç.
Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü 1978)

Bir özelliği ölçen aygıtın, bu özelliğin bir ölçeğe göre değerini gösteren bölümü.
Köken: İngilizce indicator
(BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972)

10 harfli kelimeler
gösterilen

a. dil b. Göstergenin kavram yönü, gösterenle birleşerek göstergeyi oluşturan içerik.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Bir adın kaplamı olan nesne.
Köken: İngilizce designatum
(BSTS / Mantık Terimleri Sözlüğü 1976)

gösteriliş

a. Gösterilme işi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

gösterilme

a. Gösterilmek işi.
(Güncel Türkçe Sözlük)