kol ile başlayan kelimeler

4 harfli kelimeler

koli

a.
1. Posta paketi.
2. İçinde türlü eşya bulunan çeşitli büyüklükte paket: Üst üste yığılmış kutular, açılmamış koliler arasında üstünkörü bir yaşam, geçici ve idareten. -E. Şafak.
Köken: Fransızca colis
(Güncel Türkçe Sözlük )

Adların sonuna eklenerek sevgi bildirir süzcük yapan ek : Anakoli ne edirsen ?
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Posta paketi,
2. Sarılmış ya da sarılmamış taşınacak nesneler.
3. Elde taşınabilecek büyüklükte kâğıda sarılmış nesne.
Köken: İngilizce package
(BSTS / Tecim, Maliye, Sayışmanlık ve Güvence Terimleri Sözlüğü 1972)

kola

(I) a. (ko'la)
1. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta.
2. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.
3. Kolalama: Zaten bu devirde kola, ütü bir evin baş işlerindendir. -R. H. Karay.
İt. colla
(Güncel Türkçe Sözlük )

(II) a. (ko'la)
1. bit. b. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).
2. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılan içecek.
Köken: İngilizce cola
(Güncel Türkçe Sözlük )

Ayakyolu, hela.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kulağı kısa olan koyun ve keçi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Meşrubat
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Köle
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sterkuliasun bitki türlerinden elde edilen bir madde. İçeceklerde ve ayrıca uyarıcı olarak kullanılan %2-3 kafein ihtiva eden, Afrika’da yetişen kola türlerinin kurutulmuş tohumları. Kafein için bir kaynaktır.
Köken: İngilizce kola
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

5 harfli kelimeler
kolon

(I) a.
1. mim. Sütun: Mermer kolonları, eski heykelleri önüne gelen alıp gitmişti. -N. Cumalı.
2. Katlardaki döşemeleri birbirlerine bağlayan düşey boru.
Köken: Fransızca colonne
(Güncel Türkçe Sözlük )

(II) a. anat. Kalın bağırsağın gödenden önceki bölümü.
Köken: Fransızca côlon
(Güncel Türkçe Sözlük )

1. Anne karnındaki yavru, cenin.
2.bk. kulun-
1.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

At ve eşek yavrusu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Omurgalılarda kalın bağırsağın rektumdan önce gelen, dışkıdan fazla suyu emen bölgesi.
2. Böceklerde bağırsağın ikinci bölgesi.
3. Elektron mikroskobunda elektromanyetik merceklerin yerleştirildiği, içinden elektronların geçtiği havası boşaltılmış metal boru.
Köken: İngilizce colon, column
(BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998)

Katlardaki döşemleri birbirlerine bağlıyan düşey boru.
Köken: İngilizce stack, riser
(BSTS / Döşem Terimleri Sözlüğü 1969)

Takla atarak birbirinin omuzuna, çıkan ve bir «sütun» oluşturulan görünüş bk. dörtlü kolon, üçlü kolon.
Köken: İngilizce column
(BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983)

1. (colon) Kosta Rika ve EI Salvador ulusal paralarının adı.
2. (colonist) Ortaçağda senyörlere ait toprağı işleyen ve elde ettiği ürünü onunla paylaşan köle sınıfı ile özgür sayılan kişilerin oluşturduğu sınıf arasında yeralan çiftçi sınıfı.
(BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü2004)

(biyoloji)
Köken: Fransızca colon
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

anat.
1. Sütun.
2. Kalın bağırsakların sekumla rektum arasında yer alan kesimi.
Köken: İngilizce colon
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

kolay

sf.
1. Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı: Cebimde mevcut paradan bu kadar bir şey buna tahsis etmek pek kolaydı. -H. Z. Uşaklıgil.
2. a. Kolaylık: İşin kolayını buldum.
3. zf. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe: Yolu bulmak kolay oldu. -Halikarnas Balıkçısı.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Bulantı, iç bulantısı : Biraz daha söylersen içerim kolay olur.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Zayıf.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Rahat.
2. Kolay, basit
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Müsait, elverişli, elverişli iş, uygun şey
(Tarama Sözlüğü1969)

kolye

a. (ko'lye) Ucuna süs eşyaları konularak boyna takılan takı: Mercandan bir kolye ile mercan küpeler takmıştı. -N. Cumalı.
Köken: Fransızca collier
(Güncel Türkçe Sözlük )

kolan

a.
1. At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer: Adam döndü, beygirinin semerini almak için kolanını çözmeye başladı. -N. Cumalı.
2. Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılan yassı ve enlice bağ.
3. hlk. Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak.
(Güncel Türkçe Sözlük)

1. Yünden ya da ipekten yapılmış üzeri işli ince kuşak.
2. Kuşakların üstüne gerilen üç santimetre eninde kayış : Kolansız kuşak kuşanılmaz.
3. Kayış, kuşak, kemer.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Kıl ya da yünden dokunmuş, üstü işlenmiş, kadınların kullandıkları bir çeşit kuşak.
2. İnce, yassı bağ.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Semeri, karnından dolanarak, eşeğe bağlayan kemer
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Oturma mobilyalarında üzerine yay bağlanan ya da dolgu gereci konulan 5-8 cm. genişliğinde, hint lifinden dokuma.
Köken: Osmanlı Türkçesi kolan
(BSTS / Ağaçişleri Terimleri Sözlüğü 1968)

Moleküllerin dönme erke düzeyleri arasındaki geçişlerin oluşturduğu görünge çizgilerinin bütünü.
Köken: İngilizce band
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Formülü C24H4
2. krotenoit ve serebrositlerle ilgili sterollerin, hormonların ve safra asitlerinin ana maddesi olan hidrokarbon.
Köken: İngilizce cholan
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

Yaban eşeği
(Tarama Sözlüğü1969)

kolej

a. eğt.
1. Öğretim programında yabancı bir dil öğretimine ağırlık veren okul.
2. Bazı meslek okullarına verilen ad: Polis koleji. Sağlık koleji.
Köken: Fransızca collège
(Güncel Türkçe Sözlük )

1. Öğretim programında, genellikle İngilizce olmak üzere, yabancı bir dil öğretimine ağırlık veren lise dengi okul.
2. Kimi meslek okullarına verilen ad (örn. Sağlık Koleji, Polis Koleji).
Köken: İngilizce college
(BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974)

koluk

Kulübe.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1.bk. kölük (I)-
5.
2. Islak yerde yatan hayvanların dizlerinin tutulmasıyle beliren bir çeşit hayvan hastalığı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ucu düzleşmiş, körleşmiş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Eşek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

kolaj

a. (l ince okunur) Kesyap: Günümüz kolaj ustalarından.
Köken: Fransızca collage
(Güncel Türkçe Sözlük )

kolza

a. (ko'lza) bit. b. Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağı yapay kauçuk, biyodizel vb.nin yapımında kullanılan mevsimlik bitki (Brassica napus).
Köken: Fransızca colza
(Güncel Türkçe Sözlük )

(botanik)
Köken: Fransızca colza
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

bk. yağşalgamı.
Dgr. der raps
(BSTS / Tarım Terimleri 1949)

Turpgiller familyasından, geçici meraların oluşturulmasında ve ot üretmek üzere ekilen, ıslah çalışmaları sonucu erüsik asit ve glukosinolat içermeyen türleri geliştirilmiş olan yağlı tohum bitkisi, kanola.
Lat. Brasicca napus
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

kolik

a. tıp Kalın bağırsakta, genellikle karın boşluğunda aralıklı duyulan güçlü sancı.
Köken: Fransızca colique
(Güncel Türkçe Sözlük )

Sivri olmayan, ucu küt, yuvarlak olan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kazılmış yuvarlak çukur.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Boynuzlu olması gerektiği halde, boynuzsuz ya da kısa ve kırık boynuzlu olan hayvan
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Boynuzsuz keçi, koyun ve sığır.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< T. kol+ik: Kısa veya kırık boynuz şekli (Erzincan Merkez)
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kısa, bodur, boynuzsuz
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Boynuzsuz koyun veya keçi
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(zooloji)
Köken: Fransızca colloïde
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

1. Sancı.
2. Kolona ait olan, kolikus.
Köken: İngilizce colic
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

6 harfli kelimeler
koltuk

a.
1. Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer: Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı. -H. E. Adıvar.
2. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye: Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı. -Y. K. Karaosmanoğlu.
3. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni: Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, 'koltuk' yapılmıştı. -H. C. Yalçın.
4. Yapıcılıkta yan destek.
5. den. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip.
6. mec. Koltuklama veya koltuklanma: O koltuktan hoşlanmaz.
7. mec. Kayırma, destek: Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez.
8. mec. Yüksek mevki, makam: Koltuk kavgası.
9. argo Genelev: Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur. -H. R. Gürpınar.
10. hlk. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. 1
1. esk. Kenar, tenha yer.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Aissel
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Küçük oda
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1.bk. koltak.
2. Fırının köşesi : Benim ekmeğim koltuktan olsun, çünkü pişkin olur.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Gemiyi demirledikten sonra iskeleye, rıhtıma ya da başka bir gemiye bağlayan ip.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Mısır ve buğday fidesinin yanlarında çıkan filizler.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yapılarda duvarların birleştiği yer, köşe.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(biyoloji)
Köken: Osmanlı Türkçesi ıbıt
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Sinema
1. Sinemada, oturacak yer birimi olarak kullanılan terim.
2. Sinemalarda, birinciden sonra salonun arkasına doğru uzanan, bazen lüks koltuk olarak ikinci bir bölünmeye de uğrayan bölüm.
Köken: İngilizce 1. seat, 2. pit
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

Topalların yürüyebilmek için kullandıkları koltuk altı deyneği. (İnönü -Eskişehir)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

Köken: Osmanlı Türkçesi İbt
(BSTS / Bitkibilim Terimleri 1948)

Bir takımyıldızın adı.
Köken: İngilizce Cassiopeia, Cas (Cassiopeia)
(BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü 1969)

(astronomi)
Köken: Osmanlı Türkçesi Zât-ül-kürsî
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

kolçak

a.
1. Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven.
2. Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası: Pencerenin karşısında, kolçaklarından biri kopuk, sallanan iskemleye oturmuş, iki eliyle sağlam kolçağa sıkı sıkı sarılmıştı. -A. Kutlu.
3. Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk.
4. Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılan süs eşyası.
5. Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent: Kızılay kolçağı.
6. tar. Zırhın kola geçirilen parçası.
(Güncel Türkçe Sözlük)

1. Ceket, gömlek ya da elbise kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk.
2. Gömleklerin kol ağzına dikilen parça.
3. Subay larda rütbeyi göstermek üzere ya da süs olarak elbisenin omuzlarına takılan işaretli parça, apolet.
4. Eldiven.
5. Kadınların iş yaparken giydikleri giysi, önlük.
6. Dizlere kadar giyilen tabansız çorap.
7. Cepken, yelek, içlik gibi kolsuz giysi.
8. Eskiden gelin elbiselerinin kollarına yapılan sırma işlemeli süs.
9. Pantolonun diz ve arkasına vurulan yama.
10. Kol ve dirseğe vurulan yama.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kirman eğirirken kola sarılan yapağı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kollara çoğunlukla dirsekten yukarıya takılan bilezik.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İnce çubuktan örülmüş, yandan kulplu büyük sepet.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Mısır koçanı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Küfeyi taşımak için bağlanan ip.
2. Koyunların kaçmalarını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Dağların yamaçlarında ocak şeklindeki oyuk ya da çukur.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir çarkı döndürmek, çevirmek için ona takılan demirden ya da tahtadan kol.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yiğit, mert, yürekli.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kola takılan ziynet eşyaları
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Genellikle koltuklarda, bazen de sandalyelerde bulunan, kol dayamaya yarayan eleman.
Köken: Osmanlı Türkçesi kolçak
(BSTS / Ağaçişleri Terimleri Sözlüğü 1968)

Zırhın kola geçirilen parçası.
(BSTS / Tarih Terimleri Sözlüğü1974)

[golçak (I) -3]: Eğirmek üzere kola takılan yün demeti. (Yassıören *Senirkent -Isparta; Saçıkara *İslahiye -Gaziantep) [golcak (I) -3] : (Mamatlar *Eğirdir -Isparta)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

Kola geçirilen kılıf
(Tarama Sözlüğü1969)

Cinsiyet: Erkek
1. Yiğit, mert, yürekli, koçak.
2. Kola geçirilen kolluk.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

kollar

Hız yarışlarında, çeyrek-sondan sonlamaya dek, iki kez yapılan koşuların ikisine birden verilen ad. Bunların ilkine "ilk kol", ikincisine ise "ikinci kol" denir. İki yarışı da aynı koşucu kazandığında dönü atlanır. Eğer bunların birini bir koşucu, öbürünü öteki koşucu kazanırsa, bir üçüncü yarış daha yapılır ki buna da "son kol" denir.
Köken: Fransızca manches
(BSTS / Çiftteker Terimleri Sözlüğü 1970)

koloni

a. (l ince okunur)
1. Sömürge.
2. Göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği yer.
3. Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu: Ankara'daki Alman kolonisi.
4. hay. b. Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk.
Köken: Fransızca colonie
(Güncel Türkçe Sözlük )

Aynı türden organizmaların birlikte yaşaması.
1. Bir grup hayvan veya bitkinin sınırlı bit alanda birlikte yaşaması.
2. Bir besi yerinde bakteri ya da mayaların bir tek hücreden, türe özgü renk ve yapıda görülen bir grup mikroorganizma oluşturması.
3. Volvox gibi bazı tek hücrelilerin bir araya gelerek, gerçek anlamda iş bölümü göstermeyen çok hücreli yapısı.
Köken: İngilizce colony
(BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998)

1. Bir ülkede göçmenlerin topluca oturdukları ya da yerleştikleri yer.
2. (colonist, colonials, settlers, pioneers, colony) Sömürgelere ve yerleşime açılan denizaşırı topraklara gelip yerleşen göçmenler.
3. bk. sömürge
Köken: İngilizce colony
(BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü 2004)

Topluluk, küme, özellikle bakteri kültüründe bir araya gelen mikroorganizmaların oluşturduğu çıplak gözle görülen küme.
Köken: İngilizce colony
(BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü )

Başka bir ülkeye yerleşmeye giden göçmen topluluğu ya da bu topluluğun yerleştiği yer.
Köken: İngilizce Colony
(BSTS / Tarih Terimleri Sözlüğü 1974)

1. Genetik olarak birbirinin aynısı olan hücre grubu.
2. Katı besi yeri yüzeyinde çoğalan bakterilerin oluşturduğu görülebilir kümeler.
Köken: İngilizce colony
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

(Lat. colonia = çiftçi) Sıkı bir birlik halinde yaşayan aynı türe ait organizmaların yaptığı topluluk.
Köken: İngilizce colony
(BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü 1963)

kolalı

sf.
1. İçinde kola bulunan.
2. Kolalanmış: Kolalı sert yaka, boğazda şişen gazel damarını sıkıyor. -F. R. Atay.
(Güncel Türkçe Sözlük)

kolsuz

sf.
1. Kolu olmayan: Etrafımda hastalar, topallar, kolsuzlar görmüştüm. -A. Haşim.
2. Kol geçirilmemiş olan (giysi).
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Manchot, te
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Yelek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

koloit

isim, kimya (l ince okunur) Fransızca colloïde
(Türk Dil Kurumu )

Jelatin niteliğinde olan ve suda dağılmışı zarlardan geçmemekle billursulardan ayırt edilen maddelerin genel adı, billursu karşıtı
isim, kimya
(Türk Dil Kurumu )

7 harfli kelimeler
kolayca

sf.
1. Oldukça kolay.
2. zf. (kola'yca) Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden: Takvimin kapak yaprağını ve günlük yapraklarını kolayca çevirdim. -R. H. Karay.
(Güncel Türkçe Sözlük)

kolordu

a. (ko'lordu) ask. Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askerî birlik: Kurmay başkanının ailesi, dün kolorduya gideceklerini söylediler. -H. E. Adıvar.
(Güncel Türkçe Sözlük)

kolejli

a. Kolej öğrencisi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

kollama

a. Kollamak işi: Bu plan üzerinde anlaştılar, sırlarını kimseye sızdırmadılar ve fırsat kollamaya başladılar. -N. F. Kısakürek.
(Güncel Türkçe Sözlük)

1. İnce çam odunu.
2. Kol kalınlığındaki direk.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

El tezgâhlarında dokunan abadan yapılan bir çeşit ceket.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

kolonya

a. (kolo'nya) İçinde, limon, lavanta, tütün vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir madde: O giderken yanaklarına, ellerine kolonya sürdürdü. -H. E. Adıvar.
İt. colonia
(Güncel Türkçe Sözlük )

(< İt. colonia) kolonya
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

kolbaşı

isim (ko'lbaşı)
(Türk Dil Kurumu )

Herhangi bir ekibin, grubun, iş takımının başı
isim
(Türk Dil Kurumu )

Orta oyununda kolun başında olan ve kola adını veren oyunları düzenleyen, yöneten kimse
tiyatro
(Türk Dil Kurumu )

kolibri

isim, hayvan bilimi Fransızca colibri
(Türk Dil Kurumu )

Kolibrigillerden, Amerika'da yaşayan, çok renkli, geriye doğru uçma özelliği olan, uzun gagalı, küçük göçmen kuş
isim, hayvan bilimi
(Türk Dil Kurumu )

8 harfli kelimeler
kolodyum

a. (kolo'dyum, l ince okunur) kim. esk. Fotoğraf makinesi camı yapımında ve cerrahlıkta kullanılan, alkolle eter karışımı içinde sıvı durumuna getirilen nitroselüloz.
Lat.
(Güncel Türkçe Sözlük )

(kimya)
Köken: Fransızca collodium
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

kollamak

(-i)
1. Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek: Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş. -S. M. Alus.
2. Göz önünde tutmak, gözlemek: Daima biraz kollayan, bir tilki gibi tetikte ve hamarat görünürdü. -A. Ş. Hisar.
3. Korumak, gözetmek: O güne kadar ona iyi bak, değerini bil, onu kolla, demişti. -N. Araz.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Yaltaklanmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kollamak, sakınmak, muhafaza etmek
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Gözetlemek
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

kolaylık

sf.
1. Kolay duruma getiren.
2. a. Kolay olma durumu.
3. İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey: Telefon bir süs değil, kolaylıktır.
4. Bir işi yapabilme durumu veya imkânı.
(Güncel Türkçe Sözlük)

kolumnar

Hücreleri sütun biçiminde olan epitel doku.
Köken: İngilizce columnar
(BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü )

1. Silindirik.
2. Hücreleri kolonlar biçiminde olan epitel dokusu. Hücreler yan yana duran domino taşlarına benzer.
Köken: İngilizce columnar
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

kolektör

isim Fransızca collecteur
(Türk Dil Kurumu )

Atık suların akmasını sağlayan boru
isim
(Türk Dil Kurumu )

Toplaç
fizik
(Türk Dil Kurumu )