oğ ile başlayan kelimeler

3 harfli kelimeler

oğl

Oğul
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

4 harfli kelimeler

oğat

Doğru dürüst, düzgün : Şu işi oğat yap.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğaz

Üvez ağacı ve meyvesi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğeç

Enenmiş erkek koyun ya da keçi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Üç yaşında erkek davar.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir yaşlı davar
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Bir yaşından dört yaşına kadar erkek koyun, koç.
2. İki yaşına kadar erkek keçi.
3. Enenmiş erkek koyun ya da keçi.
4. Sürünün önünde giden ve sürüyü yöneten koyun ya da keçi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Üç yaşında koyun.
2. İki yaşını doldurmamış teke.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Toprak kapla fırında pişirilen türlü, güveç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İki, üç yaşlarında erkek koyun ve keçi.
(Tarama Sözlüğü1971)

oğma

Köken: Fransızca Froissement
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

1. Kuskus.
2. Baharlı çörek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğnü

Önü.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğoç

Bir ile iki yaş arasındaki erkek koyun.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğor

Eş, dost, sevgili.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğra

Açılan yufkanın yapışmaması için üstüne serpilen un.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çorak topraklı tarlaların üstünde oluşan tuz gibi beyazlık.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğrı

Hırsız.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğru

Köken: Fransızca Cleptomane
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Hırsız.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Gizli yapılan iş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğur

1. İneklerin çiftleşmek isteme durumu : Dana uğurdadır.
2. Döl : Bizim inek oğur aldı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Hırsız.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sıkı fıkı, dost.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Uğur.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ense, baş, alında olan etbeni, ur.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

(< uğur) İstikamet, yön, taraf, sıra
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Cinsiyet: Erkek
1. Uğur.
2. Samimi, içten dost.
3. Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman veya elverişli durum.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

1. İneklerin çiftleşme zamanı.
2. Döl.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< ET ögür: inek vb. için gebe kalma. || ögürini almak: sığır için gebe kalmak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

a. hlk.
1. Akran.
2. Takım, fırka, zümre.
3. sf. Öğrenmiş.
4. sf. Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Göğüs.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Aynı yaşta olanlar, yaşıt.
2. Arkadaş, dost, eş.
3. Birbirine benzeyen, aynı türden olan.
4. Birbirinden ayrılmayan, birbirine alışık, yakın (insan ya da hayvan).
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Keçilerin gece yattıkları yer: Keçiler öğürü beğenmediler.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Dişi sığırın çiftleşme zamanı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir şeyin sonu : Unun öğürü kaldı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yoldaş, arkadaş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İnekte kızgınlık.
Köken: İngilizce heat in cow
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

Eş, birbirine alışmış olan (canlılar).
(Tarama Sözlüğü1971)

Cinsiyet: Erkek
1. Aynı yaşta olanlar, yaşıt, akran.
2. Dost, arkadaş.
3. Öğrenmiş, alışmış.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

oğuz

sf. hlk. İyi huylu (kimse).
(Güncel Türkçe Sözlük)

1. Cana yakın olmayan, sevgi ve ilgi çekmeyen (kimse).
2. Anlayışı kıt olan.
3. Uslu (kimse).
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< ET oguz: oğuz; bilgisiz; beceriksiz; kötü; cahil; ahmak; saf; kolay kandırılabilir. || oğuz adam: saf ve babacan adam || oğuz mezeri: eskiden kalma büyük mezar; hemen hemen hepsi ziyaret yeri hâline getirilmiştir || oğuz zemani: cahillik devri || esgi zeman oğuzlari: geçmişin güçlü kuvvetli fakat bilgisiz insanları
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Mübarek, pâk, iyi yaradılışlı.
2. Gabi, anlaması kıt, bön, ahmak, sade-dil, saf.
(Tarama Sözlüğü1971)

öz. a. XI. yüzyılda Harezm bölgesinde toplu olarak yaşayan ve daha sonra batıya doğru göç ederek bugünkü Türkmen, Azeri, Gagavuz ve Türkiye Türklerinin aslını oluşturan büyük bir Türk boyu.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Cinsiyet: Erkek
1. Sağlam, gürbüz, güçlü delikanlı.
2. Temiz kalpli dost, iyi arkadaş.
3. Kır adamı, köylü.
4. Saf, deneyimsiz kimse.
5. Türklerin en büyük boylarından birinin ve bu boydan olan kimselerin adı.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

Öküz.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. öküz
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Öküz.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

5 harfli kelimeler
oğart

Kumaşın dış yüzü.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Doğru dürüst, iyi: Yeğeni oğart iş görür.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğcur

İp ya da lastik uçkur. (Kırçiçeği *Susuz -Kars)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

oğeze

Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, av bekleme yeri.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğlağ

Keçi yavrusu, oğlak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğlaz

Börülce.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğloy

bk. okla
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

oğmaç

Köken: Fransızca Liniment
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

1. Elle ufalanmış hamurdan yapılan çorba.
2. Tarhana.
3. Kavrulmamış buğday unundan yapılan pelte koyuluğunda bir yemek.
4. Parçalanmış yufka ekmeğini yağda kızartarak yapılan, istenirse üstüne yoğurt dökülen çoban yemeği.
5. Ekmek, yağ ve pekmez karıştırılarak yapılan yemek.
6. Unu suyla karıştırarak yapılan hayvan yemi.
7. Marul salatası.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Tereyağda pişirilen yumurtaya yufka ufalanarak yapılan yiyecek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

[oğmeç]
1. Un çorbası. [oğmeç] : (*Senirkent -Isparta)
2. Ekmek kırıntıları yağda kızartılarak yapılan yemek. (*Yalvaç -Isparta)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

oğmeç

bk. oğmaç
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

1. Üstüne yağ sürülmüş sıcak ekmek.
2. Ufalanmış ekmek ya da mısır ekmeğini yağda kızartıp üstüne toz şeker dökerek yapılan bir çeşit yiyecek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğocu

Kızıl, karın şişmesi gibi hastalıkları ovarak iyileştiren kimse.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğonk

Sığır yiyeceği
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğrah

İki yolun birleştiği yer, geçit yeri.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Nedeni bilinmeyip cinlerin çarptığına inanılan hastalık.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Yol üstünde dinlenme, konaklama yeri.
2. İstasyon, iskele vb. taşıt bekleme yeri.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğrak

İstasyon, durak, çok uğranılan yer, uzun yollardaki dinlenme yerleri.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Nedeni bilinmeyip cinlerin çarptığına inanılan hastalık.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yol üstünde dinlenme, konaklama yeri
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İstasyon, iskele vb. taşıt bekleme yeri
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. bk. oğrah-
1.
2. bk. oğrah-
2.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. İnanışa göre cin, peri çarpması.
2. İnanışa göre cin peri topluluğu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Orak.
(Tarama Sözlüğü1971)

oğraş

Savaş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğrun

Gizli, saklı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Gizli.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

< ET ogrı: gizlice. || oğrun gapi: evin arkasındaki bahçeye açılan kapı
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Gizli.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğsak

Yavrusu ölü doğmuş ya da doğduktan sonra ölmüş koyun, keçi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğsuz

Yavrusu ölen hayvan : Oğsuz keçiyi sağdım.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oğlak

a. Keçi yavrusu.
(Güncel Türkçe Sözlük)

(tarım)
Köken: Fransızca chevreau
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

öz. a. (oğlağı) gök b. Zodyak üzerinde Yay ile Kova arasında bulunan takımyıldızın adı, Cedi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Bit takımyıldızın ve bir burcun adı; Oğlak takımyıldızı ve Oğlak burcu.
Köken: İngilizce Capricornus, Cap, Capricorni
(BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü 1969)

(astronomi)
Köken: Osmanlı Türkçesi Cedi
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)