otu ile başlayan kelimeler

3 harfli kelimeler

otu

Otur
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Örtü
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Öte, öteki // ötü yanda: öteki tarafta
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

4 harfli kelimeler

otuk

Cinsiyet: Erkek
1. Çakmak.
2. Çakmak taşı.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

Kez.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

otun

Evvelki gün.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Odun.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Odun.
(Tarama Sözlüğü1971)

Cinsiyet: ErkekYalvarma, dileme, isteme.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

otus

Otuz, 30
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

a. Ötme işi: Oturmuş, ağustos böcekleriyle kurbağaların tatlı tatlı ötüşlerini dinliyorduk. -O. C. Kaygılı.
(Güncel Türkçe Sözlük)

otuz

a.
1. Yirmi dokuzdan sonra gelen sayının adı.
2. Bu sayıyı gösteren 30 ve XXX rakamlarının adı.
3. sf. mat. Üç kere on, yirmi dokuzdan bir artık.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Otuz.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Otuz.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

5 harfli kelimeler
otuma

Nişan töreni.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

otuzâ

Otuzar
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

6 harfli kelimeler
otubüs

(< Köken: Fransızca autobus) otobüs
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

otumah

Oturmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

otumak

Oturmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Oturmak, bk. oturmak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturag

Kötürüm.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. oturak.
(Tarama Sözlüğü1971)

oturah

1. İnsan ensesi.
2. bk. oturak (XIV).
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Toprak damlara çıkacak merdivenlere yapılmış çatı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kıç, makat.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Oturak, lazımlık.
2. bk. oturak-
2.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kalça yanları.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Arkalıksız alçak iskemle, tabure
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturga

Köken: Fransızca İschion
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Kesilen ağacın yerde kalan bölümü.
2. bk. oturak (VIII)-
3.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Küçük sandalye. (Dereyalak, İnönü -Eskişehir)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

oturma

a.
1. Oturmak işi: Bu saat, kendimi bildim bileli sofraya oturma saatimizdir. -Y. Z. Ortaç.
2. Kısa süre için konukluğa gitme: Yemeğini yedikten sonra gece Vehbi Dedeye oturmaya gitti. -H. E. Adıvar.
(Güncel Türkçe Sözlük)

1. Gelin elbisesinin dikileceği gün.
2. Çarşamba günü kız evinde yapılan tören.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

mimari, yapıcılık: Yer sarsıntıları, sıkışmaları gibi nedenlerle bir yapının taban ya da herhangi bir bölümünün aşağı doğru devinimi.
Köken: İngilizce sinking, subsidence
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

Kıyı tortullarının ya da toprakların, tıkızlaşmasıyle bir yerin çökmesi, oturması.
Köken: İngilizce Settling
(BSTS / Yerbilim Terimleri Sözlüğü 1971)

Köken: Fransızca Tassement
(BSTS / Teknik Terimler - Gereç 1949)

Köken: İngilizce Tassement
(BSTS / Teknik Terimler - Temel Tekniği 1949)

oturuk

Gazino, kahvehane.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturum

a.
1. Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri, celse: Onun adaylığı konuşulurken, kıdemli doçent olarak ben de oturuma katılmıştım. -H. Taner.
2. Bilimsel toplantıların aynı anda veya art arda gerçekleştirilen bölümlerinden her biri, seksiyon.
3. Seans.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Dip
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Harman yerindeki ekin demetlerinin yığını.
2. Ot, yaprak yığını.
3. Harman yerindeki ekin yığınının tepesi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sürek avında avcıların av bekledikleri yer.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yığın, öbek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Köken: İngilizce session
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Yargılıklarda duruşma yapılabilmesi için Başkan ve üyelerin birlikte toplanmalarının her biri. (Yargılama ve duruşma oturumlar zinciridir).
Köken: İngilizce hearing, sitting of the court
(BSTS / Ceza Yargılama Yöntemi Yasası Terimleri 1972)

Borsada işlemlerin başlaması ile bitmesi arasında geçen süre.
Köken: İngilizce session
(BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü 2004)

Yasama, yönetim, yürütme örgütlerindeki kişilerin görevlerini başarma amacıyla yaptıkları belirli süreli toplantı.
Köken: İngilizce meeting
(BSTS / Tecim, Maliye, Sayışmanlık ve Güvence Terimleri Sözlüğü 1972)

Köken: Osmanlı Türkçesi Celse
(BSTS / Türe Terimleri )

oturuş

a. Oturma işi: Başta delikanlılar, çoğunun oturuşunda bir büyüklenme var. -T. Buğra.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Vücudun, bacağın alt yüzü ve kabalar üstünde dayalı tutulduğu durum.
Köken: İngilizce sitting pos.
(BSTS / Jimnastik Terimleri Sözlüğü )

otuzar

sf.
1. Otuz sayısının üleştirme sayı sıfatı.
2. Her defasında otuzu bir arada, her birine otuz.
(Güncel Türkçe Sözlük)

oturak

a.
1. Oturulacak yer veya şey.
2. Alçak iskemle: Üstüne konulan tandır oturağı çok kalın ve çok sağlam tahtadan fırınlanarak yapılmıştı. -A. Kutlu.
3. Bir şeyin yere gelen tarafı, taban.
4. Ördek.
5. İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti.
6. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm.
7. sf. Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm.
8. den. Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta.
(Güncel Türkçe Sözlük)

1. Emekli.
2. İş göremeyen.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Kötürüm.
2. Yürüme zamanı geldiği halde yürüyemeyen çocuk.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Hela, ayakyolu.
2. Lazımlık.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Armutla ahlat arasında, tadı ekşimsi bir armut çeşidi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çam fidanı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Bir yerde küme biçiminde büyüyen bitki.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Toplantı.
2. Düğün günü yalnız erkeklere yapılan yemekli eğlenti.
3. Düğünden bir gün sonra evde oturularak yapılan eğlence.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Minder.
2. Kanepe.
3. Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye.
4. Kayıkçıların kürek çekerken oturdukları yer.
5. Arabada yolcuların oturduğu yer.
6. Merdivenin üstünde ve pencere önünde oturulacak yer.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yazlık yer.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Oda.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Beşiğin altı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. bk.oturum (III).
2. Çay ağızlarına ağ gererek yapılan balık avı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Asmaları yükseğe kaldırmak için yapılan ağaç iskele, çardak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Kıç, makat.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sürek avında avcıların av bekledikleri yer.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Bir çeşit divan, sedir.
2. Arkalıksız alçak iskemle, tabure.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İskemle
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Ayağa kalkamayan
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı kısmı. (bk. Şek. 3)
Köken: İngilizce base
(BSTS / Döşem Terimleri Sözlüğü 1969)

Trapezin oturma yeri.
Köken: İngilizce cradle
(BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü 1983)

7 harfli kelimeler
otuhmah

Kuzu, oğlak, buzağı vb. yavru hayvanlar otlamaya başlamak, yayılmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

otukmak

Kuzu, oğlak, buzağı vb. yavru hayvanlar otlamaya başlamak, yayılmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yavru, otlayacak çağa gelmek, ot yimeye başlamak.
(Tarama Sözlüğü1971)

oturago

Oturup bekle.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturcak

Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturgaç

Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Dip : Bardağın oturgacı düzdür.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturgan

Köken: Fransızca Sédentaire
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Oturan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Mukim, sakin, mütemekkin.
(Tarama Sözlüğü1971)

Olgun, ağırbaşlı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturgeç

Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Değirmenlerde frenin altı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sürgün, ishal.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturgiç

Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturgun

Olgun, ağırbaşlı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sağlam yapılı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sık dokunmuş.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Süt kesiği.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çok yağmur yüzünden sıkışıp katılaşmış tarla, toprak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturkıç

Tahtadan yapılmış arkalıksız sandalye.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

oturmah

bk. otumah
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)