süz ile başlayan kelimeler

5 harfli kelimeler
süzeh

Süzgeç
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzen

Topluca yapılan av.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Cinsiyet: ErkekTopluca yapılan av.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

süzgü

a. hlk.
1. Delikli çanak.
2. Balıkçı kepçesi.
3. Fide sulamak için tenekeden yapılan, ucunda süzgeci olan kap.
(Güncel Türkçe Sözlük)

1.Delikli çanak.
2.Balıkçı kepçesi.
3.Fide sulamak için tenekeden yapılan süzgeç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Dgr. filter
(BSTS / Tarım Terimleri 1949)

bk. süzgeç
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

bk. süzek.
(Tarama Sözlüğü1971)

süzme

a.
1. Süzmek işi.
2. sf. Süzülmüş olan, süzülerek elde edilen: Süzme bal. Süzme yoğurt.
3. sf. argo Kötü, aşağılık, malın gözü (kimse).
4. sf. argo Katışıksız, saf: Son derece zeki babalardan süzme salak oğulların çıktığı görülmüştü. -A. İlhan.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Colature
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: Fransızca Tamisation
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Torbada süzdürülmüş katı yoğurt.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Torba.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Tohumluk küçük soğan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Köken: İngilizce filtering
(BSTS / Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü )

Sıvı içindeki katıları, içinden ancak sıvıların geçebildiği bir ortamda ya da gereçte ayırma.
Köken: İngilizce filtration
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Bir süspansiyonu, uygun boyutlu gözeneklere sahip bez, kağıt, plastik, porselen, vb. bir ortamdan geçirerek katıyı sıvıdan ayırma işlemi.
Köken: İngilizce filtration
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

Köken: İngilizce filtration, percolation
(BSTS / Madencilik Terimleri Kılavuzu 1979)

Su verme teknelerinin ve yunakların içindeki çözeltilerin katı parçacıklarını ayırmak için, çözeltiyi uygun bir bezden geçirme işlemi.
Köken: İngilizce filtration
(BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972)

1. genel uygulayım: Akışkanları, sıvıları içlerindeki yabancı özdeklerden arıtma işlemi.
2. metalbilim: İçindeki katı parçacıkları ayırmak, için çözeltiyi bez, süzgeç vb. geçirme işlemi.
3. işleyim: Şarap, bira, zeytinyağı gibi sıvıların içinde istenilmeyen ve bulanıklık yapan katı özdekleri ayırma işlemi.
4. uygulayımbilim: Kimi sıvıların yoğunlaşmasına yol açan katı parçaları bu sıvılardan ayırma işlemi.
Köken: İngilizce filtration
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

Süzülmüş yoğurt. (Bozalan *Bozüyük -Bilecik; Yayla, İnönü -Eskişehir)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

süzük

sf.
1. Zayıf, güçsüz, süzgün: Parasızın yürüyüşü sürtük, gözleri süzük, rengi uçuk, sesi bozuktur. -R. H. Karay.
2. Süzgünleşmiş, süzülmüş: Uykudan uyandırılmış gibi gözleri süzük, döndü baktı. -M. Ş. Esendal.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Colature
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Dgr. filtrat
(BSTS / Tarım Terimleri 1949)

süzüm

Köken: Fransızca Colature
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Köken: Fransızca Dépuration
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Bir karışımım istenilmeyen birleşenlerini ayırma işlemi.
Köken: İngilizce filtration
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

Sinyal gücünü belli bir frekans aralığında kuvvetlendirilmesi veya kırpılması.
Köken: İngilizce filtering
(BSTS / Gitar Terimleri Sözlüğü )

süzüş

a. Süzme işi: Hırsını yüreğinde saklayan derin bir mana belirmiş bu süzüşte. -K. Korcan.
(Güncel Türkçe Sözlük)

6 harfli kelimeler
süzani

Kendini beğenerek oturan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzeyh

Süzgeç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzgün

sf. Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş: Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı. -O. V. Kanık.
(Güncel Türkçe Sözlük)

süzmeğ

Ağır ağır oynamak, dans etmek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Süzmek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzmen

Torba.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Kendini beğenen.
2. Yiyecek beğenmeyen.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzmek

(-i)
1. Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek: Sütü süzmek.
2. Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak: Sirkenin tortusunu süzmek.
3. Gözle inceleyerek dikkatle bakmak: Yarı kapalı, yumuk yumuk gözlerini büsbütün küçülterek nehrin iki kıyısını süzdü. -S. Kocagöz.
4. Göz baygın ve anlamlı bakmak: Bir ara yandaki masada oturan adamın beni süzdüğünü sezinledim. -E. Bener.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Tamiser
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

1.Gözden geçirmek.
2.Tanımaya çalışarak bakmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Temize çekmek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Avcı nişan almak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

İnceleyerek bakmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Köken: İngilizce filter
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

Köken: İngilizce filtration
(BSTS / Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü )

(kimya)
Köken: Fransızca filtrer
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

süzgeç

a.
1. Sıvıları süzmeye yarayan araç, süzek.
2. Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet veya aletlerden oluşan düzenek, süzek, filtre.
3. Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Köken: Fransızca Tamis
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )

Bir ışık akısının yeğinliğini ya da tayfsal bileşimini (ya da ikisini birden), geçiriş nedenine göre, değiştirmeye yarayan ışık geçirici cisim.
Köken: İngilizce Filter
(BSTS / Aydınlatma Terimleri Sözlüğü 1973)

Köken: İngilizce filter
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )

1) Döşemedeki suları pissu döşemine akıtan özel sifon. 2) Pissuyun temizlenmesinde yüzücü katı maddelerin ayrıldığı yer.
Köken: İngilizce floor drain, fine screen house
(BSTS / Döşem Terimleri Sözlüğü 1969)

Köken: İngilizce filter
(BSTS / Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü )

1. Bir karışımdan istenmeyen birleşenleri ayıran gereç.
2. Sıklığı, belirli bir sıklık kuşağında bulunan akımları geçirmek içindüzenlemiş elektriksel ağ.
Köken: İngilizce filter
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

Ancak belli dalgaboyu aralığındaki ışığı geçiren, renkli cam özelliğindeki saydam levha; renk süzgeci.
Köken: İngilizce filter
(BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü 1969)

Gözenek ya da delikçiklerinden sıvıları geçirip katıları geçirmeyen, katı ve sıvı ayrımı yapmakta kullanılan gereç ya da aygıt.
Köken: İngilizce Filter
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

1.İnce gözenekli bez, kağıt, vb. malzemelerden mamul bir ortamdan, süspansiyon halinde bir karışımı geçirerek katıyı ayırmak amacıyla tasarlanmış malzeme.
2.Şehir suyunu, sırası ile çakıl, kum, ince kum ve aktif kömür katmanlarından geçirerek durultma ve koku giderme amacıyla kurulmuş özel havuz.
Köken: İngilizce filter
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

Bir X kümesi verildiğinde aşağıdaki koşulları gerçekleyen X in altkümelerinden oluşan S takımı : a) S içindeki bir kümeyi kapsayan her küme S içindedir, b)S sonlu kesişim işlemi altında kalımlıdır, c) (…)
Köken: İngilizce filter
(BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983)

Bir E kümesi üzerinde bir süzgeç, E 'nin aşağıdaki özellikleri taşıyan alt kümelerinin boş olmayan bir F kümesidir:
1. F nin bir öğesini içeren E nin her alt kümesi F ye ait olur.
2. F nin sonlu elemanlı bütün ailelerinin arakesiti F ye aittir.
3. E nin boş olan alt kümesi F ye ait değildir.
Köken: İngilizce fitter
(BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 2000)

Köken: İngilizce filter
(BSTS / Madencilik Terimleri Kılavuzu 1979)

(tarım)
Köken: Fransızca filtre
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Sinema/TV.
1. Renkli camdan ya da arasına jelatin konularak yapıştırılmış iki camdan oluşan, izgedeki bazı ışıkları soğurup bazılarını bırakan, alıcının merceği önüne takılarak görüntünün renk tonlarını değiştirmeye yarayan araç.
2. Seslendirmede, okumada, yayında bazı yinelenim kuşaklarını zayıflatan, istenilen yinelenimler ile istenmeyenleri birbirinden ayıran devre.
Köken: İngilizce 1. filter, colour (ABD: color) filter, optical filter, coloured (ABD: colored) filter, 2. electrical filter, sound filter
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)

Akışkan olan sıvı veya gazı süzmeye yarayan gözenekli madde, filtre.
Köken: İngilizce filter
(BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü )

1. genel uygulayım: Bir alışkandaiki yabansı özdekleri süzüp ayıran aygıt ya da aygıtlardan oluşan düzen.
2. dokumacılık: Katlama ya da sarma makinelerinde, iplik üzerindeki kalınlıkları ayırmaya yarayan bıçak türü.
Köken: İngilizce filter
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

[süzgü] Bahçe ve tütün fidelerini sulamakta kullanılan araç. (Sofça -Kütahya; Yeniköy, İnönü -Eskişehir) [süzgü] : (*Kemalpaşa -İzmir)
(BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü1976)

Girdi olarak verilen gereç, veri ya da imleri, belirtilmiş ölçütlere göre ayıran herhangi bir aygıt ya da dizge. bk. örtü.
Köken: İngilizce filter
(BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü 1981)

Köken: Osmanlı Türkçesi Filtre, Süzgeç
(BSTS / Teknik Terimler - Elektroteknik 1949)

7 harfli kelimeler
süzegen

Sık sık işeyen.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Süzücü; sık sık işeyen kimse
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Sidiğini tutamayan.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzenek

Belsoğukluğu.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzgülü

Süzgeç, sıvıları süzmekte kullanılan gereç
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzleme

Pirinç kırıntısı.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzülay

Cinsiyet: KızNazlan, süzül, nazlı nazlı salın anlamında kullanılan bir ad.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

süzülme

a.
1. Süzülmek işi.
2. Bir kuşun kanat vurmadan yaptığı uçuş.
3. Bir uçağın motorunu boşa alarak veya durdurarak yaptığı uçuş.
(Güncel Türkçe Sözlük)

genel uygulayım: Suyun toprak içine işlemesi olayı.
Köken: İngilizce infiltration
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

1. Bir sıvı veya gazı zar, kağıt veya kum gibi delikli bir maddeden geçirerek içindeki asılı durumda bulunan partikülleri ayırma işlemi, filtrasyon.
2. Sudaki katı taneciklerin delikli bir materyal, kum veya filtreden geçirilerek ayrılması işlemi.
Köken: İngilizce filtration
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

süzülüş

a. Süzülme işi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

süzünek

Uzun süre dönen topaç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzüntü

a.
1. Bir sıvıyı süzerek elde edilen tortu.
2. biy. Vücut suyunun dışarı atılması sırasında böbrekte kıvrımlı kanalcıklara geçen ve içinde çeşitli kimyasal maddeler bulunan sıvı.
(Güncel Türkçe Sözlük)

1.Tortu.
2.Posa.
3.Süzdürülmüş, katı yoğurt.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Çok azalmış su.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Süzülerek içindeki katıları ayrılmış duru sıvı.
Köken: İngilizce filtrate
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

Süzgeçten geçen duru sıvı.
Köken: İngilizce filtrate
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981)

Süzme işleminde, süzgeçten geçen berrak sıvı.
Köken: İngilizce filtrate
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

Köken: İngilizce filtrate
(BSTS / Madencilik Terimleri Kılavuzu 1979)

Süzme işleminden sonra elde edilen duru çözelti.
Köken: İngilizce filtrate
(BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü 1972)

(kimya)
Köken: Fransızca filtrat
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

1. genel uygulayım: Süzme ya da süzülme işlemlerinin sonucunda elde edilen tortu vb.
2. metalbilim: Süzme işleminden sonra elde edilen duru çözelti.
Köken: İngilizce filtrate
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)

Basınç farkından dolayı, bir zardan sızan sıvı ve erimiş maddeler, filtrat.
Köken: İngilizce filtrate
(BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü )

8 harfli kelimeler
süzdürme

a. Süzdürmek işi.
(Güncel Türkçe Sözlük)

süzgeçli

sf. Süzgeci olan.
(Güncel Türkçe Sözlük)

süzükmek

Yıldız kaymak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzülmeğ

Kumaş eskiyerek, erimek, yıpranmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzülmek

(nsz)
1. Süzme işine konu olmak: Bal süzüldü.
2. Akmak: Gözlerimden yaşlar süzüldü.
3. Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek: Kuş, gene havada süzülüp daireler çiziyor. -M. Ş. Esendal.
4. mec. Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek: Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal. -Y. K. Beyatlı.
5. mec. İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek: Bir daha vurdum ve cevap alamayınca her zaman yaptığım gibi usulca kapıyı açıp içeri süzüldüm. -H. Taner.
6. mec. Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak: Bu sözleri söylerken mebusun gözleri süzülerek ufalıyordu. -P. Safa.
7. mec. Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek: Bir tanesinin elinde-muhakkak çalmış olacak- bir şık şemsiye, o günün sosyete hanımlarını taklit ederek kırıtıyor, süzülüyorlardı. -H. E. Adıvar.
8. mec. Yüzüne nazlı bir anlam vermek.
9. mec. Çok zayıflamak: Yedi sekiz gün içinde kızcağız, süzülmüş, solmuş, gözleri çukura kaçmıştı. -M. Ş. Esendal.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Yıldız kaymak
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1.bk. süğmek (II)-
2.
2.Yırtıcı kuş pike yapmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Yeni gelin ayakta durmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

süzünmek

1.Kırıtmak.
2.Gözlerini yere dikerek put gibi durmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Etkili bakmak.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

1. Konuşmadan durmak.
2. Süzülmek.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

9 harfli kelimeler
süzdürmeç

1.Köpeküzümü ağacının dallarından yapılan ince oyun değneği.
2.İnce değneklerle oynanan oyun.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)