Dolu ne demek, nedir ?

1. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak ya da düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü; boş vakti olmayan, meşgul.
2. Bir yerde sayıca çok; (ış, uğraş, olay vb. için) çok olan.
3. Bo? yeri yok, her yeri tutulmu?; (top, tüfek gibi ateşli silahlar için) ıçinde atılacak mermisi bulunan

Dolu sözlük anlamı nedir

(I) a. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü: Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti. -T. Buğra.
(Güncel Türkçe Sözlük)

(II) sf.
1. İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı: Su ile dolu bir şişe.
2. Bir yerde sayıca çok: Dağda keklik dolu.
3. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan: Haftaya pazartesiye kadar bütün uçaklar dolu. -A. İlhan.
4. Boş vakti olmayan, meşgul: Bugün doluyum.
5. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.).
6. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar): Tabanca doludur, dikkat edin.
7. Tornacılıkta delik açılmamış (gereç).
8. mec. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
9. a. esk. İçki doldurulmuş bardak.
(Güncel Türkçe Sözlük)


Köken: Fransızca Pleine
(BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu )


1. Kile denilen ve 24 kilo buğday alan bir tahıl ölçeği.
2.12 Kg. buğday alan bir tahıl ölçeği.
3. 6 Kg.lık tahıl ölçeği.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Doğru
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Boş olmayan
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. tam
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu)

Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, çeşitli irilikte, iç içe katmanlı, yuvarlak ya da düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.
Köken: İngilizce hail
(BSTS / Coğrafya Terimleri Sözlüğü 1980)

(coğrafya)
Köken: Fransızca grêle
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Sağrak, içi içki ile doldurulmuş kadeh
(Tarama Sözlüğü1965)

Dolu ingilizce ne demek

adj. full, filled, loaded, crowded, occupied, engaged, abounding, abundant, alive with, capacity, fraught, instinct, instinct with, laden, replete, rife, shot, shot through, steeped in, thick with
n. hail
n. race, fruit, offspring, progeny, progeniture, spawn, seed, semen

Dolu cümle içinde kullanımı

Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti.
- T. Buğra

, , , toys, ingilizce, nedir, yağışı nedir, yağışı, nasıl oluşur kısaca, avea, anlamı, oyuncak iletişim, yağışı, yağışı nedir